- Akciğer biyopsisi nedir, ne için yapılır?
- Akciğer biyopsisi nasıl yapılır, aşamaları nelerdir?
- Akciğer biyopsisi yöntemleri nelerdir?
- İğne biyopsisinin öne çıkan özellikleri nelerdir?
- Akciğer biyopsisinin riskleri nelerdir?
Akciğer kanseri dünya genelinde en sık görülen kanser türüdür. Erkek kanserlerinde birinci sırada yer alırken, kadın kanserlerinde ise meme kanserinden sonra gelerek ikinci sırada yer almaktadır.
Akciğer kanserinde, etkin bir tedavi için, hızlı tanı koymak ve tedaviye erken başlamak önem arz etmektedir. Bu nedenle akciğer iğne biyopsisi, akciğer kanserinin kesin tanısında en önemli araçlardan biri olmaya devam etmektedir.

Akciğer biyopsisi nedir, ne için yapılır?
Akciğer biyopsisi, daha önceki görüntülemelerinde akciğerinde kitlesel bir oluşum saptanan kişilerde tanı koymak veya tanıyı kesinleştirmek için akciğerden parça alınması işlemidir.
Tıpta bilinen bazı akciğer hastalıklarına tanı koymak için parça almak gerekmez; örneğin zatüre hastalığı (pnömoni), bronşit hastalığı, KOAH hastalığı, astım hastalığı vb. gibi hastalıklarda çoğu zaman sadece görüntüleme ve solunum testleri yeterlidir. Ancak bazı durumlarda görüntüleme testleri yetersiz kalır ve akciğerden doku alınarak tanıyı netleştirmek gerekir. Parça alınması gereken durumlar şöyle özetlenebilir;
1. Akciğerde görülen bazı hastalıklar, akciğer kanseri ile karışabilir. Bu durumda tanının netleştirilmesi için, yani kişide iyi huylu-kötü huylu hastalık ayrımını yapmak için biyopsi gerekebilir.
2. Akciğerde saptanan bir kitlenin, akciğerin kendi kanseri mi, yoksa başka bir yerden mi akciğere geldiği konusunda ayrım yapılması adına parça alınabilir.
3. Genetik analiz yapmak: Bazen kişinin tanısı zaten bellidir ancak akciğerdeki kitleden tanı koymak için değil, genetik analiz yapılması için parça alınması gerekebilir.
4. Tiplendirme yapmak: Akciğer kanserinin bir kaç farklı alt tipi mevcuttur. Kişide hangi tip akciğer kanseri olduğunu bilmek tedaviyi planlamak için önemlidir. Bu nedenle kişinin akciğer kanseri alt grubunu öğrenmek için de biyopsi yapılabilir.
5. Parça alınan tümörün agresiflik derecesini veya saldırganlığını değerlendirmek: Akciğer kanserinin biyolojik davranışını bilmek tedaviyi belirleyen unsurlardan biridir. Daha saldırgan tümörlerde kullanılacak ilaçlar ile daha halim selim tümörlerde kullanılacak ilaçlar farklıdır. Bu ayrım için biyopsi yapılabilir.
Akciğer biyopsisi kararı neye göre verilir?
Akciğerden parça alınmasına karar vermek için kişinin mutlaka daha önceden yapılmış görüntüleme testleri bulunmalıdır. Biyopsi kararını vermede ana belirleyici hastanın daha önce yaptırdığı bu testlerde ortaya çıkan şüpheli görünümdür.
Günümüzde akciğer hastalıkları için sık kullanılan iki görüntüleme yöntemi akciğer grafisi (röntgeni) ve akciğer tomografisidir. Ancak akciğer hastalıklarında daha modern, çözünürlüğü daha yüksek ve daha net görüntü oluşturan görüntüleme yöntemi akciğer tomografisidir. Ayrıca akciğer röntgeninin, akciğerin her bölgesini detaylı olarak gösterememesi nedeniyle biyopsi kararını vermede güvenilirliği düşüktür.
Bu nedenle akciğer tomografisi altın standart yöntem olarak kabul edilmekte olup biyopsi yapılması planlanan tüm hastalarda olmazsa olmaz metoddur. Akciğer tomografisinin, onkolojik görüntülemeye hakim bir radyolog tarafından yorumlanması biyopsi kararının verilip verilmemesi konusunda önem arz edebilir.
PET/CT tetkiki de akciğer biyopsisi kararında kritik önemi olan tetkiklerden biridir. PET görüntülemesi hem biyopsi yapılıp yapılmama kararında önemli rol oynar, hem de eğer biyopsi yapılacak ise, bu biyopside alınacak parçanın kitlenin neresinden alınması gerektiği konusunda da yardımcı olur. Çünkü akciğerde izlenen bir kitlenin iç yapısı kitlenin her yerinde birbiri ile benzer özelliklerde değildir. İşte burada kitlenin parça alınacak en şüpheli kısmını belirlemede PET/CT altın standarttır.
Görüntülemeler dışında hastanın bütüncül olarak klinik değerlendirilmesi de yapılmalı, biyopsi kararında kişinin klinik değerlendirmesi mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.
Akciğer biyopsisi nasıl yapılır, aşamaları nelerdir?
Akciğer biyopsisi, görüntüleme eşliğinde gerçekleştirilen ve lokal anestezi ile ağrısız olarak yapılabilen bir biyopsidir (Lokal anestezi ile ilgili detaylı yazımızı buraya tıklayarak okuyabilirsiniz). Görüntüleme olarak biyopside genellikle tomografi kullanılır. Çünkü tomografi daha yüksek çözünürlükte ve daha detaylı bilgi vermesi nedeniyle biyopsilere daha güvenli olarak kılavuzluk eder.
Biyopsi öncesi hazırlık
Biyopsi öncesinde kısa bir hazırlık süreci mevcuttur. Hem hekimin hem de hastanın dikkat etmesi gereken küçük detaylar işlemin başarısını etkileyecektir.
İşlem öncesinde hastaların mutlaka biyopsi sırasında yaşanacaklar konusunda bilgilendirilmesi gerekir. Bu sadece hastanın işlem onayının alınması konusu değildir. İşlemin aşamalarının anlatılması ayrıca hastanın rahatlamasını ve daha sakin, panik olmadan, rahat nefes alarak, ani hareket etmeden hekime de yardımcı olarak uyumlu bir biyopsi geçirilmesini sağlar.
Biyopsi öncesinde mutlaka tüm hastalara kan sayımı ve PT-INR gibi kan testleri yapılarak kişinin kanamaya yatkınlık oluşturacak bir sorunu olmadığını aydınlatmak gerekir. Bu testler 1-2 saatte sonuçlanan standart testler işlem sabah veya 1-2 gün öncesinden yapılabilir. Ancak kemoterapi alan hastalarda bu testleri işlem sabahı yaptırmakta fayda vardır.
Hastaların kan sulandırıcı kullanıyor olmaları durumunda, işlemden önce bu kan sulandırıcıların hekim kontrolünde kesilmesi gerekmektedir. Kan sulandırıcı kesilmeden gerçekleştirilen işlemlerde komplikasyon ihtimali artabilir. Hangi hastada, hangi kan sulandırıcıların, ne kadarlık süreyle kesilmesi gerektiği hekim tarafından belirlenmelidir. Hastaların kullandıkları kan sulandırıcı ilaçlarını kendi kendilerine kesmemeleri önemlidir. Kan sulandırıcıların rastgele kesilmesi, işleme kadar geçen sürede istenmeyen komplikasyonlara da sebep olabilir.
Akciğer biyopsisinde lokal anestezi ile yapılacak girişimlerde hastanın geceden aç kalmasına lüzum yoktur. Ancak uyutularak yapılan biyopsiler için 8 saat açlık gerekir. Normalde akciğer biyopsileri lokal anestezi ile yapılır ancak biyopside kullanılacak anestezi yöntemi merkezden merkeze farklılık gösterebileceği için öncesinde bu konunun biyopsi yapan hekim ile görüşülmesi gerekir.
Biyopsi işleminden önce hastanın eski görüntülemeleri incelenmiş, planlamanın yapılmış olması tercih edilir. Biyopsi senaryosunun son dakika değişebileceği göz önünde bulundurularak, mümkünse hastanın yakın tarihli bir tomografisi yok ise, biyopsi gününe yakın bir tarihte veya biyopsinin hemen öncesinde yeni bir tomografi çekilmesi gerekir.
Biyopsi süreci
Akciğer biyopsisi işlemi bir tomografi çekimi ile başlar. Bu tomografide biyopsi yapılacak alanın son değerlendirmesi yapılır. Hastanın daha önceki tomografi görüntüleri ile karşılaştırma yapılarak biyopsi senaryosunda olabilecek olası değişiklikler değerlendirilir.
İşlem tomografi odasında tomografi cihazı içerisindeyken gerçekleştirilir. Hastanın normal tomografi çekimlerinde tomografi masasında sırtüstü yatması istenirken, tomografi eşliğinde yapılan biyopsi işlemlerinde duruma göre sırtüstü, yüzüstü veya yan yatması istenebilir. Hastanın bu yatış pozisyonunu biyopsi süresince koruması gerekmektedir. Bu nedenle rahat bir yatış pozisyonu ayarlanması önemlidir.
Hastanın işlemde hareketsiz yatması dışında, derin nefes alıp vermemesi, esnememesi, hapşırmaması ve öksürmemesi gerekmektedir. Bu nedenle gribal durumu nedeniyle bunu başaramayacak hastalar için biyopsiyi ertelemek gerekebilir.
İşlem başlarken biyopsi yapılacak bölgenin cildi bir solüsyonla temizlenir. Sonrasında biyopsi yapılacak alana lokal anestezi uygulanarak cilt, cilt altı dokular ve akciğer zarı uyuşturulur. Bu aşama, biyopsi işlemin ağrısız olması için zaman harcanması gereken ve özen gösterilmesi gereken bir aşamadır. Lokal anestezi uygulanırken, hasta sadece lokal anestezi iğnesini kısa bir süreliğine hisseder, 45 saniye içerisinde lokal anestezi iğnesinin verdiği his de kaybolur ve bölge tamamen ağrıya duyarsız hale gelir.
Bir sonraki aşama ise, biyopsi iğnelerinin akciğerdeki kitleye yerleştirilmesi için tomografi kılavuzluğunun kullanılmasıdır. Bu aşamada hastaya bir taraftan tomografi çekilirken, bir taraftan da kitlenin bulunduğu alana biyopsi iğneleri yerleştirilir. Doğru alanda olunduğu, tomografi görüntülerinden netleştirildiği anda parça alınmaya başlanır. Tanıya yeterli olacak bir kaç adet parça alma işlemi sonrasında biyopsi sonlandırılır.
İşlem sonrasında hasta dinlenme odasında veya serviste takibe alınır.
Biyopsi sonrası takip
Biyopsi bitiminde hasta ortalama 2-3 saat kadar gözlem altında tutulur. Bu süre zarfında hasta hem olası komplikasyonlar açısından, hem de nabız, tansiyon, oksijen seviyesi, ağrı gelişimi ve solunum sıkıntısı açısından takip edilir.
Komplikasyonsuz bir biyopsi işleminden sonra ciddi bir ağrı veya solunum sıkıntısı beklenmez. İşlem yerinde hafif bir ağrı olabilir. Bu durum için basit ağrı kesiciler verilebilir. Sorunsuz gerçekleşen bir biyopsiden sonra gözlem süresi çoğu zaman ağrı kesici bile verilmeden tamamlanır. Ancak hastada biyopsi işleminden sonra artan bir ağrı veya solunum sıkıntısı olması uyarıcıdır. Bu durum biyopsi alanının kontrol edilmesini gerektirir.
Hastada herhangi bir şikayet olmasa bile, işlemden ortalama 2 saat kadar sonra hastalar taburcu edilmeden önce akciğer grafisi veya tomografi ile son kontroller yapılmadan taburcu edilmemelidir. Bu son kontrolde hastanın biyopsi yerinde bir sorun olmadığı görülerek taburculuk gerçekleşir.
Akciğer biyopsisi işleminden sonra hastalara acil durumlar için irtibat numaraları verilmelidir. Şehir içinde oturan hastaların eve gitmelerine izin verilebilse de aynı gün uçağa binerek şehir veya ülke değiştirmesi gereken hastaların biyopsi günü uçağa binmelerinde ve uzun seyahat yapmalarına kısıtlama getirilmektedir.
Akciğer biyopsisi yöntemleri nelerdir?
Akciğerden parça alınması işlemi bir kaç teknik ile gerçekleştirilebilir. Bu farklı tekniklerde farklı iğneler, farklı giriş yöntemleri, farklı hazırlık süreci, farklı takip süreçleri işler.
Biz bu internet sitemizde genel olarak girişimsel radyologlar tarafından uygulanan standart iğne biyopsilerinden bahsediyor olacağız. Akciğer biyopsisinde görüntüleme eşliğinde biyopside kullanılan yöntemlerle başlayalım
Standart Tru-cut Biyopsi (Core biyopsi)
Tomografi eşliğinde uygulanan standart bir akciğer biyopsi metodudur. Özel durumlarda ultrasonografi eşliğinde de uygulanabilir. Bu yöntemde genellikle tam otomatik veya yarı otomatik biyopsi iğneleri kullanılarak parça alınacak tümör alanı içerisinden küçük dokular alınır. Bu dokular özel bir solüsyon içerisinde patoloji laboratuarına gönderilir. Bu yöntem ile alınan biyopsi parçalarından tanı konulabilir, immünhistokimya çalışmaları (boyama) ve genetik analiz çalışmaları yapılabilir. En önemli avantajı küçük bir iğne deliğinden girilerek bir çok analizi gerçekleştirecek kadar fazla miktarda parça alınabilmesidir.
İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi (İİAB)
Akciğer biyopsilerinde ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) bazı dezavantajları olmasına rağmen halen yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Adından da anlaşılacağı gibi çok ince iğnelerin kullanılması nedeniyle bu yöntemde çok az miktarda hücre alınabilir. İnce iğne biyopsisi bir doku alma işleminden ziyade, tümörün içerisinden hücre toplama işidir. Alınan hücreler özel camların üzerine yayılarak patolojiye gönderilir. Bu hücreler incelenerek çoğu durumda hastanın kanser olup olmadığı yorumu yapılabilir. Ancak bir doku alma işleminden ziyade hücre toplama yöntemi olduğu için daha ileri testler (immünhistokimyasal incelemeler, genetik testler) yapılamayabilir. Genellikle tomografi, bazı durumlarda ultrasonografi eşliğine gerçekleştirilir.
Bronkoskopik Biyopsi (EBUS ile biyopsi)
Bu yöntem göğüs hastalıkları bölümünce gerçekleştirilir. Bu biyopsi yöntemi hasta uyutularak bronkoskopi eşliğinde yapılır. Dolayısı ile kitleye görüntüleme kullanılarak değil, bronkoskopi kamerası kullanılarak ulaşılır. Bu yöntem, ana soluk borusu ve bronşlara komşu kitlelerden parça almaya daha elverişlidir. Hasta sakinleştirildikten sonra bronskoskopi cihazı ağızdan ilerletilerek kitlenin olduğu yerde konumlandırılır. Sonrasında bronkoskopi cihazının ucundan çıkan biyopsi aparatı ile tümörden hem ince iğne hem de kor biyopsi yöntemi ile parça alınabilir.
Cerrahi yöntemlerle biyopsiler
Ameliyathanede gerçekleştirilen, hastalar genel anestezi ile uyutularak yapılan biyopsilerdir. Cerrahi yöntemler içerisinde de yine küçük kesilerden girilerek yapılan modern teknikler mevcuttur. Akciğer biyopsileri son yıllarda hastaya özel istisnai bazı durumlar dışında genellikle yerini iğne biyopsilerine bırakmıştır. Ancak diğer yöntemlerle tanı konulamayan hastalarda bu yönteme başvurulabilir.
İğne biyopsisinin öne çıkan özellikleri nelerdir?
- İğne biyopsileri ciltten çok küçük iğne deliklerinden girilerek gerçekleştirilir
- Genellikle lokal anestezi yeterlidir, hastanın uyutulması gerekmez
- İşlem görüntüleme kılavuzluğunda gerçekleştirilir
- İşlem sonrasında takip ve taburculuk süresi kısadır
- İz kalmaz, dikiş kullanılmaz, pansuman gerekmez
Akciğer biyopsisinin riskleri nelerdir?
Akciğer biyopsilerinde karşılaşılabilecek kabaca 2 risk mevcuttur;
Bunlardan ilki kanama riskidir. Sonuçta her organda olduğu gibi akciğerlerde de kan damarları mevcuttur. Dolayısı ile biyopsi sırasında bu damarlardan kanama gelişebilir. Ancak akciğerler, ana damarları saymazsak, neredeyse tamamı hava dolu organlardır. Deneyimli bir girişimsel radyoloğun ana damarlara denk gelme ihtimali çok zayıftır. Çünkü işlem girişimsel radyolojide tomografi eşliğinde dokular görüntülenerek yapılmaktadır. Buna rağmen hayatı tehlikeye atmayacak minör kanamalar görülebilir. Akciğerlerde biyopsi işleminde kanama görülme ihtimali kabaca %5’in altındadır.
İkinci olası risk biyopsi yapılan akciğerde sönme riskidir. Akciğer sönmesi genel olarak hastaların kulaktan kulağa duyduğu ve korktuğu bir durumdur. Ancak akciğerlerde sönme olup olmayacağı bir çok faktöre bağlıdır ve kimde görüleceği ile ilgili önceden bir tahmin yürütülemez. Bununla birlikte, biyopsi işleminde akciğerde sönme riskini arttıran nedenleri biliyoruz. Bunların bazılarını sıralayacak olursak;
- Hastanın KOAH hastası olması
- Akciğerin normal dokusunun bozuk olması (akciğer kistleri, bülleri vs)
- Uzun yıllar sigara içmiş olmak
- İşlem sırasında hastanın hareket etmesi, öksürmesi, hapşırması vs.
- Kötü girişimsel teknik, hatalı planlamanın olumsuz etkisi, işlemin uzun sürmesi vs.
- Bilişsel durumu kötü hastalar, işlemde kooperasyon sağlanamayacak hastalar
olarak belirtilebilir. Ancak her şeye rağmen tüm olumsuz koşullara rağmen sönme gelişmeyebileceği gibi, tüm olumlu koşullara rağmen sönme gelişen hastalar da mevcuttur. Burada önemli olan sönme olmaması için maksimum özenin sağlanması ve sönme olduğunda uygun müdehalenin yapılmasıdır. Literatürde belirtilen biyopsiye bağlı akciğerde sönme oranı ortalama %25’ler civarındadır. Ancak eski yayınlarda daha yüksek oranlar belirtilirken, tekniğin gelişmesi ile daha yeni yayınlarda bu oran çok daha düşük seviyelerdedir.
Riski azaltmak için alınan önlemler
Akciğer biyopsisinde kanama riskini azaltmak için kan sulandırıcıların belirli bir süre kesilmesi, doğru girişimsel teknik kullanılması, işlem öncesinde görüntüleme yapılarak giriş yerlerinin belirlenmesi gerekir.
Akciğerlerde sönme riskini azaltmak için ise girişimsel radyoloğun ve hastanın dikkat etmesi gereken şeyler mevcuttur. Hastanın işlemde nelere dikkat etmesi gerektiği mutlaka işlem öncesinde anlatılmalıdır. Girişimsel radyolog ise doğru anestezi tekniği kullanmalı, giriş yerini doğru belirlemeli, akciğer içerisinde ilerleyeceği alanı doğru seçmeli, işlem sonrasında gerekirse sönme riskini düşüren ek önlemler almalıdır.
Buraya tıklayarak akciğerde sönme riskini azaltmak için girişimsel radyologların aldığı önlemler ile ilgili kısa yazımızı okuyabilirsiniz.
08.03.2026





