Yazar: Dr. Metin Çevener – Girişimsel Radyoloji
Biyopsi denince akla ilk gelen şey, bu işlemin nasıl bir işlem olduğu ve işlemde ağrı olup olmayacağıdır. Bu nedenle bu yazımızda biyopsi ve ağrı konusunu işleyeceğiz. Şunu öncelikle söylemek gerekir ki tekniğine uygun yapılmış bir lokal anestezi ile iğne biyopsileri sıfır ağrı ile tamamlanır. Ancak önce gelin biyopsi işleminin nasıl bir işlem olduğuna kısaca göz atalım, sonrasında ağrı konusunu detaylı olarak işleyelim.
Biyopsi nedir?
Biyopsi işlemi kısaca bir dokudan veya tanı konulması gereken bir tümörden parça alınması işlemidir. Günümüzde dünyada artık yapılan biyopsilerin çok büyük bir kısmını girişimsel radyologlar görüntüleme eşliğinde uygulamaktadır. Biyopsi işleminin amacı kesin teşhis koymaktır. Alınan dokuları genellikle patoloji laboratuarı inceler. Bazen de genetik analiz yapılması için biyopsi ile alınan doku örneğine ihtiyaç vardır. Bu durumda alınan dokular genetik laboratuarına gidecek ve olası genetik mutasyonların tanısı konacaktır.
Hızlı, güvenilir ve dokuda hasar bırakmayan (minimal invazif) iğne biyopsilerin genel özellikleri için bu bağlantıya tıklayarak daha detaylı bilgi alabilirsiniz.
Biyopsiler ve anestezi
Günümüzde yapılan biyopsilerin çok büyük bir kısmında girişimsel radyologlar lokal anestezi kullanır. İster tiroid biyopsisi gibi yüzeysel dokular olsun, ister pankreas biyopsisi gibi derin dokular olsun neredeyse tüm doku biyopsilerinde lokal anestezi yaygın olarak kullanım alanı bulmuş bir yöntemdir. Lokal anestezi bu nedenle girişimsel radyolojinin ana unsurlarından biridir. Ancak biyopsilerde lokal anestezi dışında da birçok anestezi uygulaması mevcuttur.
Anestezi tipleri nelerdir?
Her ne kadar iğne biyopsilerinde genellikle lokal anestezi uygulansa da, nadiren de olsa bazı özel durumlarda iğne biyopsilerinde farklı anestezi türlerine ihtiyaç doğmaktadır. Örneğin çocuk hastalarda, mental sağlığı veya bilinci yerinde olmayan hareketsiz duramayacak kişilerde, ağrısı nedeniyle hareketsiz duramayacak hastalarda, psikolojik olarak iğne veya hastane fobisi bulunan hastalarda, panik atak bozuklukları vb gibi durumlarda lokal anestezi yerine diğer anestezi yöntemlerinden biri uygulanabilir.
Genel anestezi
Halk arasında narkoz veya narkozlu anestezi olarak da bilinmektedir. Bu anestezi genelde ameliyathane koşullarında veya ameliyathaneye benzer koşullar yaratılan işlem odalarında uygulanır. Genel anestezi işleminde tüm basamakları anestezi doktoru yürütür. İşlem sırasında kişi solunum cihazına bağlanır. Anestezi doktoru bu sırada tüm hayati fonksiyonları monitörlerden takip eder. Kişi işlem sırasında hiçbir ağrı duymaz, bilinci tam kapalıdır ve hiçbir şey hissetmez. Bu nedenle ameliyatlarda kullanılan anestezi yöntemdir. Girişimsel radyolojide biyopsi işlemlerinde özel durumlar haricinde kullanım alanı yoktur. Hatta bazı biyopsi işlemlerinde kullanmak sakınca olasılığı yaratmaktadır (Örneğin akciğer biyopsisi gibi işlemlerde akciğerlerde sönme riskinin artması gibi)
Bölgesel anestezi
Bölgesel anestezi, sadece operasyon yapılan bölgenin uyuşmasını sağlayan bir anestezi tipidir. Bu anestezide örneğin ayak parmağı için dizden aşağısı, dirsek için omuzdan aşağısı (tüm kol) uyuşur. İşlemde kişi uyanıktır, isterse konuşur, ancak işlem uygulanan alanda dokunma hissi de dahil olmak üzere hiçbir şey hissetmez. Genelde kol ve bacaklarda uygulanan bir anestezi şeklidir. Girişimsel radyologların sık kullandığı bir anestezi şekli değildir.
Spinal ansetezi/epidural anestezi
Genellikle doğumlarda veya sezeryan’larda uygulanan bir anestezi yöntemidir. Bu anestezi şeklinde belden yapılan bir iğne ile alt karın bölgesi ve bacaklarda uyuşma gerçekleşir. Kişi uyanıktır. Ancak bu bölgede hiçbir ağrı hissetmez. İğne biyopsilerinde kullandığımız bir anestezi şekli değildir.
Sedasyon anestezisi
Girişimsel radyologların da kullandığı bir anestezidir. Biyopsilerde, hekimler olarak lokal anesteziye ek olarak uygulamamız gereken durumlar mevcuttur. Ayrıca kolonoskopi, endoskopi, küretaj, bronkoskopi, spiral yerleştirilmesi, diş tedavileri gibi diğer girişimsel işlemleri de sedasyon anestezisi ile gerçekleştirmek mümkündür. Panik atak hastalarında, çocuklarda, genel vücut ağrısı olanlarda, hareketsiz duramayan akli durum bozukluğu bulunan kişilerde lokal anesteziye ek olarak uygulamak gerekebilmektedir. Sedasyon anestezisi yarı uyanık-yarı baygın şeklinde tariflenen bir anestezidir. Tam uyku hali ile uyanık olma hali arasında olan bir anestezi şeklidir. Bu durum damardan verilen ilaçlar ile sağlanır. İşlem sırasında hasta ağrı hissetmez. İşlem sonrasında uyanma süresi kişiden kişiye değişmekle birlikte genelde kısadır. Sedasyon anestezisi kullandığımız biyopsiler; böbrek biyopsisi, meme biyopsisi, akciğer biyopsisi, yumuşak doku biyopsisi, prostat biyopsisi, karaciğer biyopsisi, kemik biyopsisi vb gibi işlemlerdir. Ancak genellikle tüm iğne biyopsilerinde lokal anestezi ilk tercihtir.
Ayrıca girişimsel radyoloji alanında biyopsiler dışında ameliyatsız girişimsel işlemlerde (ameliyatsız tedavilerde) da sedasyon anestezisi kullanımı mümkündür.
Tümesan anestezi
Genellikle varis tedavilerinde uyguladığımız, damar çevresine etkili bir bölgesel anestezi tipidir. Endovenöz lazer ve radyofrekans tedavisinde girişimsel radyologların sık uyguladıkları bir anestezi çeşididir.
Lokal anestezi
Lokal anestezi girişimsel radyologların en sık kullandığı anestezi tipidir. Neredeyse tüm iğne biyopsileri lokal anesteziye uygundur. Kişinin bilinci açıktır ancak işlem yapılan alandan gelen hiç bir ağrıyı hissetmez (örneğin; lenf bezi biyopsisi vb gibi). Pratik bir anestezi uygulamasıdır. Bu anestezi tipinin detaylarına ve özelliklerine bir göz atalım.
Lokal anestezinin önemli özellikleri
Lokal anestezi birçok özelliği nedeniyle biyopsi işlemlerinde en çok tercih edilen anestezi metodlarından biridir. Bu özelliklere bakacak olursak;
- Tüm vücuda anestezi vermeden, sadece küçük bir alanda etki gösterir. Böylelikle vücudun diğer alanlarına etkisi minimaldir (örneğin; Tiroid biyopsisi).
- Girişimsel radyolojide yapılan lokal anestezileri, hekimler aynı biyopsi işleminde olduğu gibi görüntüleme eşliğinde uygular. Böylelikle lokal anestezi ilacının hangi bölgeye dağıldığı, biyopsi yapılacak alanda ilacın homojen dağılıp dağılmadığı rahatlıkla görülür. Bu da anestezinin tutmasını arttıran bir etkendir. Daha konforlu bir biyopsi için görüntüleme eşliğinin kullanılması hastanın daha rahat bir biyopsi geçirmesine olanak sağlayacaktır.
- Hasta işlem süresince uyanıktır, bilinci açıktır.
- Bilinç açık olarak gerçekleştiğinden dolayı, işlem sonunda bir ayılma süresi yoktur. Bu nedenle işlem sonrası taburculuk süresinin kısa olmasına olanak sağlar.
Lokal anestezinin diğer özellikleri
- Ağrı duyusunu etkili bir şekilde bloke eder. Diğer anestezi yöntemleriyle beraber kullanmak mümkündür. Sedasyon anestezisi ile birlikte kullanmamız durumunda hastalarda psikolojik rahatlama da sağlamış oluruz.
- Etkili bir anestezi sağladığından dolayı, hastaların işlemde hiçbir acı duymadan hareketsiz kalabilmelerine olanak sağlar. Bu da biyopsi yapan hekimin hem daha konforlu olarak işlem yapmasına, hem de hekim üzerindeki hastanın ağrı duyma stresini azaltarak daha fazla miktarda yeterli doku alabilmesine olanak verir. Ayrıca ağrı nedeniyle işlemin yarıda bırakılmasının önüne geçer.
- Etki süresi 45 sn gibi çok kısa bir sürede başlar. Etkisi 30 dakikadan 6 saate kadar devam eder. Bu süre birçok işlemin tamamlanmasına yetecek kadar uzundur. Ancak ek doz ile bu etki uzayabilir.
- Genel anestezi sonrasında gördüğümüz bulantı kusma gibi yan etkileri lokal anestezide beklemiyoruz.
- Hamilelerde ve yaşlılarda güvenli bir anestezidir.
- Lokal anesteziye adrenalin eklenerek anestezinin etki süresinin uzayacaktır. Ayrıca adrenalinin damar büzüştürücü etkisi nedeniyle işleme bağlı kanama riski de azalır.
- İşlemden sonra da etkinin devam etmesi nedeniyle hastalar taburculuk sonrasında da rahat eder
Lokal anestezide yan etkiler nelerdir?
Yan etki ihtimali düşüktür, ancak kontrolsüz ve usulüne uygun verilmediğinde ritm bozukluğu, nöbet ve bilinç kaybı olduğuna işaret eden yazılar mevcuttur. Küçük bir hasta grubunda lokal anestezi ilaçlarına karşı alerji tariflenmiştir.

Lokal anestezi tekniği
Lokal anestezinin başarısını etlikleyen en önemli unsur, yapan kişinin deneyimi ve lokal anestezi tekniğidir. Organların sinir iletim yollarını ve ağrıya hassas dokuları bilmek, biyopsi sırasında ağrıya sebep olabilecek anlık gelişmeler konusunda tecrübeli olmak ağrı için önlem almamızı sağlayacaktır. Tekniğine uygun yapılan bir lokal anestezide hastanın konforu ön plandadır ve işlem sıfır ağrı ile tamamlanır. Anestezi başarısını etkileyen bir düğer husus ise sabırlı olmaktır. Dokulara uygulanan maddenin yayılımı konusunda sabırlı olmak daha iyi bir anestezi elde edilmesini sağlar.
Lokal anestezinin tekniğine uygun yapılarak çok iyi bir anestezi elde edilmesi işlem başarısını da olumlu etkiler. Konforlu bir şekilde yapılan işlem sadece hasta için iyi değildir, aynı zamanda biyopsiyi yapan operatörün rahat çalışmasını, özenli davranmasını ve yeterli doku almasını da sağlar.
Son Güncelleme Tarihi

Dr. Metin Çevener, MD, EDIR, girişimsel radyoloji alanında özellikle girişimsel tedavilere odaklanan Türkiye’nin önde gelen girişimsel radyoloji uzmanlarından biridir. 2009 yılından beri girişimsel radyoloji alanında faaliyet gösteren Dr. Metin Çevener, günlük pratik uygulamalarını 2015 yılından beri girişimsel onkoloji alanına yoğunlaştırmıştır. Ayrıca tiroid nodüllerinin girişimsel tedavileri, miyom hastalarında embolizasyon yöntemi, varis hastalığının girişimsel tedavileri, periferik arter hastalıkları ve ağrı konusu ile de ilgilenmektedir. 2005 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olmuş, 2012 yılında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde Radyoloji ihtisasını tamamlamıştır. 2009 yılından beri girişimsel radyoloji ile ilgilenen Dr. Metin Çevener 2019 yılında European Diploma in Radiology diplomasını almaya hak kazanmış, 2022 yılında ‘Centre of Excellence’ belgesi almıştır. Mesleki kuruluş üyelikleri arasında Cardiovascular and Interventional Radiology of Europe (CIRSE), European Society in Oncology (ESIO), European Society of Oncologic Imaging (ESOI), Türk Girişimsel Radyoloji Derneği (TGRD) yer almaktadır. Ulusal ve uluslararası kongre ve sempozyumlarda hem katılımcı ve hem de davetli konuşmacı olarak yer alan Dr.Metin Çevener’in 20’den fazla ulusal ve uluslararası bilimsel makalesi ve 300’den fazla atıfı bulunmaktadır. Dr. Metin Çevener daha önce Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinde, Memorial Hastaneler Grubunda ve Varisson Görüntüleme Merkezinde çalışmış olup mesleki görevine Medicana International İstanbul Hastanesinde devam etmektedir. Google Scholar LinkedIn Instagram X Facebook




