Yazar: Dr. Metin Çevener – Girişimsel Radyoloji Uzmanı
Herhangi bir organa ait olmayan dokulara yumuşak doku denilmektedir. Bu dokular yağ dokuları, kas dokuları, tendonlar, kirişler veya bağ dokusu olabilmektedir.
Bu dokularda olan değişikliklerin incelenmesi amacıyla veya bu dokularda oluşmuş tümörlere tanı koymak için yapılan parça alma işlemine yumuşak doku biyopsisi denilmektedir. Örneğin; desmoid tümörlerde yapılan biyopsiler, liposarkom veya lipom için yapılan biyopsiler veya kas biyopsileri gibi biyopsiler bu tür biyopsilerdir.

Biyopsi Gerektiren Nedenler
Yumuşak doku biyopsisi yapmayı gerektiren sebeplerin başında yumuşak doku kanserleri (sarkomlar) gelmektedir. Görüntüleme yöntemleriyle yumuşak dokularımızda bir kitle saptandığında ilk iş bu dokudan parça alarak tanı konulmasıdır. Sarkomlar çok farklı alt tipleri bulunan tümörler olduğundan (liposarkom, rabdomiyosarkom, anjiosarkom, osteosarkom, kondrosarkom, leiomiyosarkom, GİST, pleomorfik sarkom vb gibi) hastanın hangi tip kanser olduğu tedaviyi belirleyicidir. Bu nedenle tedavi öncesi biyopsi ile alt tipin belirlenmesi olmazsa olmazdır.
Yumuşak doku biyopsileri sadece kanserlere tanı koyma amacı ile yapılmamaktadır. İyi huylu tümörlerin de tanısı için yumuşak doku biyopsilerine başvurulabilmektedir. Kanser olmamakla birlikte biyopsi yapılarak tanı konan tümörlerin başında lipomlar, desmoid tümörler, fibromlar, leiyomyomlar ve hemanjiyomlar gelmektedir.
Biyopsiye Hazırlık Süreci
Yumuşak doku biyopsileri için hastanın özel bir durumu yoksa işlem öncesi çok uzun açlık aranmamaktadır. İşlemden 1-2 saat önceden aç kalınması çoğu durumda yeterlidir.
Parça alınacak dokunun vücuttaki yerine göre bazı durumlarda kan sulandırıcıların kesilmesi gerekebilmektedir. Yumuşak doku biyopsisinde hangi durumlarda kan sulandırıcıların kesileceği hekim hasta görüşmesinde netleştirilmelidir. Teknik olarak risk içermeyen durumlarda biyopsiler kan sulandırıcıları kesmeden de yapılabilmektedir. Ancak derin dokularda yerleşimli tümörlerde ilaçların kesmek gerekmektedir. Kan sulandırıcıların kesilmesinde risk bulunan hastalara kısa etkili başka kan sulandırıcılar başlanmaktadır.
İşlem öncesinde hastaların biyopsiye engel teşkil eden bir tablosu olup olmadığını anlamak için basit kan testleri yapılmaktadır. İşlem öncesinde kan sayımı ve kanama-pıhtılaşma profiline bakılarak kişinin kanamaya meyili olup olmadığı araştırılmaktadır. Bu testler genelde 1-2 saatte çıkan testler olduğu için işlem günü veya biyopsiden 1-2 gün önce bakılabilmektedir.

Biyopsi Nasıl Yapılır?
Tüm kapalı iğne biyopsilerinde olduğu gibi yumuşak doku biyopsilerinde de ortak yönler mevcuttur.
- İşlem ağrısızdır. Biyopsi işlemi tamamen ağrısız olarak gerçekleştirilebilmektedir. Özel bir durum olmadıkça lokal anestezi ile tamamen ağrısız olarak yapılabilmektedir. Panik atak veya özel psikolojik problemler veya hastanın çocuk olması dışında genel anesteziye gerek kalmaz. Tekniğine uygun bir lokal anestezi ile işlem tamamen ağrısız tamamlanır. Anestezi yöntemleri ile ilgili buraya tıklayarak daha detaylı okuma yapabilirsiniz.
- Görüntüleme eşliğinde gerçekleştirilmektedir. Yumuşak dokudan parça alınması işlemi sırasında görüntüleme kullanılmaktadır. Böylelikle işlemin tüm aşamaları anlık olarak takip edilebilmektedir. Parça alma işleminde dokunun her kısmından örnek alınması esastır. İşlemin görüntüleme rehberliğinde gerçekleşmesi, dokunun her kısmından örnek parça alınabilmesine olanak sağlayarak doğru tanı konmasını sağlamaktadır. Ayrıca görüntüleme kılavuzluğu yanlış yerden parça alınmasını da önlemektedir.
- Biyopsi işleminde iğneler kullanılmaktadır. Biyopsi işleminde özel biyopsi iğneleri kullanılmaktadır. Bu iğneler lokal anestezi sonrasında tamamen ağrısız olarak ciltten girilerek kitleye ilerletilmektedir. Bu işlem sadece iğne ucu kadar küçük bir delikten girilerek gerçekleştirildiğinden doku saygısı yüksektir. Çevre dokulara zarar vermez ve işlemden sonra ciltte herhangi bir iz kalmaz. İğne biyopsi çeşitleri ile ilgili buraya tıklayarak daha detaylı okuma yapabilirsiniz.
- Kısa sürer. İğne biyopsileri kısa süren işlemlerdir. Lokal anestezi yapıldıktan sonra çoğu durumda 5-10 dakika içerisinde tamamlanır.
Biyopsi Sonrası Takip
Biyopsi işlemi çok küçük bir iğne deliğinden girilerek gerçekleştirildiğinden konforlu bir işlemdir. İşlem sonrasında hastalarda ciddi bir ağrı olmaz. İşlem sonrasında olası küçük sızlamalar için ise arzu edilirse basit ağrı kesiciler kullanılabilmektedir.
İşlemden sonra hastalar kişinin durumuna göre değişmekle birlikte 1-2 saat kadar hastane ortamında gözlem altında tutulurlar. Yumuşak doku biyopsisi genellikle ciddi bir komplikasyon beklenmeyen, düşük riskli bir işlemdir. Ancak gözetim süresi zarfında genel kontrol ve vital durum takibi yapılmaktadır. Herhangi bir klinik problemi olmayan hastalar aynı gün taburcu edilirler.
Son güncelleme tarihi:

Dr. Metin Çevener, MD, EDIR, girişimsel radyoloji alanında özellikle girişimsel tedavilere odaklanan Türkiye’nin önde gelen girişimsel radyoloji uzmanlarından biridir. 2009 yılından beri girişimsel radyoloji alanında faaliyet gösteren Dr. Metin Çevener, günlük pratik uygulamalarını 2015 yılından beri girişimsel onkoloji alanına yoğunlaştırmıştır. Ayrıca tiroid nodüllerinin girişimsel tedavileri, miyom hastalarında embolizasyon yöntemi, varis hastalığının girişimsel tedavileri, periferik arter hastalıkları ve ağrı konusu ile de ilgilenmektedir. 2005 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olmuş, 2012 yılında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde Radyoloji ihtisasını tamamlamıştır. 2009 yılından beri girişimsel radyoloji ile ilgilenen Dr. Metin Çevener 2019 yılında European Diploma in Radiology diplomasını almaya hak kazanmış, 2022 yılında ‘Centre of Excellence’ belgesi almıştır. Mesleki kuruluş üyelikleri arasında Cardiovascular and Interventional Radiology of Europe (CIRSE), European Society in Oncology (ESIO), European Society of Oncologic Imaging (ESOI), Türk Girişimsel Radyoloji Derneği (TGRD) yer almaktadır. Ulusal ve uluslararası kongre ve sempozyumlarda hem katılımcı ve hem de davetli konuşmacı olarak yer alan Dr.Metin Çevener’in 20’den fazla ulusal ve uluslararası bilimsel makalesi ve 300’den fazla atıfı bulunmaktadır. Dr. Metin Çevener daha önce Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinde, Memorial Hastaneler Grubunda ve Varisson Görüntüleme Merkezinde çalışmış olup mesleki görevine Medicana International İstanbul Hastanesinde devam etmektedir. Google Scholar LinkedIn Instagram X Facebook




