Yazar: Dr. Metin Çevener – Girişimsel Radyoloji Uzmanı
Bir çok biyopsi metodu mevcut olsa da biz burada son yıllarda artık standart hale gelen iğne biyopsisinin özelliklerine değineceğiz. Gerçekten de girişimsel radyologlar tarafından iğne biyopsisi son yıllarda diğer yöntemlere göre çok daha artan oranda yapılmaktadır. Peki iğne biyopsisini öne çıkaran özellikleri nelerdir? İğne biyopsisinin genel özelliklerine bir göz atalım.
İğne Biyopsisinin Özellikleri Nelerdir?
Bu biyopsi türünün kendine has bazı özellikleri öne çıkmaktadır. Bunları kısaca şöyle özetleyebiliriz;
Küçük bir iğne deliğinden gerçekleştirilmektedir
Bu nedenle çok minik, ciltten iğne ucu kadar küçük bir alandan girilerek yapıldığı için işlem sonrasında herhangi bir dikiş gerekmez, iz kalmaz. Dikiş olmayacağı için hastalar aynı gün banyo yapabilmektedir, pansuman ihtiyacı yoktur. Örneğin; tiroid biyopsisi yapılan bir kişi biyopsi işleminden sonra hemen ayağa kalkabilmektedir. Boynunda işlemden sonra biyopsi olduğuna dair hiçbir iz olmaz.
Görüntüleme eşliğinde uygulanır
Parça alınacak doku, işlem sırasında ultrason, tomografi, mamografi gibi görüntüleme yöntemleriyle anlık olarak takip edilmektedir. Bu da doğru yerden örnek alınmasına olanak sağlar. Örneğin; Akciğer biyopsisinde tomografi kullanılarak biyopsi işlemi gerçekleştirilmektedir.
Lokal anestezi ile yapılmaktadır
Genel anestezi gerektirmez. Bu nedenle hastaların işlem sonrasında ayılma ünitesine alınması gerekmez, direk olarak dinlenme odasına alınabilmektedir. Ayrıca genel anestezinin getirdiği olası riskler iğne biyopsisinde yoktur.
İğne biyopsileri ağrısızdır
İğne biyopsileri dokuya minimal hasar vererek gerçekleştirilmektedir, yani minimal invaziftir. Bu nedenle doğası gereği işlem sonrasında ağrı ihtimali çok düşüktür. Ayrıca lokal anestezinin etkisi işlem sonrasında da devam ettiğinden işlem sonrasında da konfor sağlar. Örneğin; lenf bezi biyopsisinde lokal anestezi ile hiçbir ağrı olmaz. Hasta ile gündelik sohbet edilebilme konforunda işlem tamamlanabilmektedir.
Aynı gün taburculuk
İğne biyopsileri minimal invazif işlemler olduğundan, doku saygısı çok yüksektir. Çok küçük bir delikten girilerek, çok küçük parçalar alınarak tanı konmaktadır. Bu nedenle hastaların büyük bir kısmı aynı gün içerisinde, hatta 1-2 saat içerisinde taburcu edilirler. Örenğin; meme biyopsisi işleminde sonra kişi hemen ayağa kalkabilmektedir. Özel bir durumu yoksa işlemden 5-10 dakika sonra taburcu edilebilir.
İş gücü kaybı minimaldir
Bir çok hasta iş yaşamı nedeniyle hızlı bir şekilde normal hayata dönmek ve mevcut işine devam etmek ister. İğne biyopsilerinde normal yaşama ve işe dönüş çok kısadır. Hastaların büyük bir kısmı aynı gün veya ertesi gün işbaşı yapabilirler. Örneğin; karaciğer biyopsisi sonrasında hasta o gün için evde dinlense de ertesi gün işe başlayabilmektedir.
Yüksek doğruluk ile yapılmaktadır
İğne biyopsileri görüntüleme eşliğinde uygulandığından yanlış bir alandan örnek alınma ihtimali çok düşüktür. Hatta görüntüleme eşliğinde yapılması, doku alınacak tümörlü alanın birçok farklı yerinden parça alınmasına olanak sağlar. Örneğin; böbrek biyopsisinde böbrekte izlenen kitlenin birkaç farklı yerinden parça alınır. Böylelikle tümörün her yeri örenklenmiş olur.
Son güncelleme tarihi:

Dr. Metin Çevener, MD, EDIR, girişimsel radyoloji alanında özellikle girişimsel tedavilere odaklanan Türkiye’nin önde gelen girişimsel radyoloji uzmanlarından biridir. 2009 yılından beri girişimsel radyoloji alanında faaliyet gösteren Dr. Metin Çevener, günlük pratik uygulamalarını 2015 yılından beri girişimsel onkoloji alanına yoğunlaştırmıştır. Ayrıca tiroid nodüllerinin girişimsel tedavileri, miyom hastalarında embolizasyon yöntemi, varis hastalığının girişimsel tedavileri, periferik arter hastalıkları ve ağrı konusu ile de ilgilenmektedir. 2005 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olmuş, 2012 yılında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde Radyoloji ihtisasını tamamlamıştır. 2009 yılından beri girişimsel radyoloji ile ilgilenen Dr. Metin Çevener 2019 yılında European Diploma in Radiology diplomasını almaya hak kazanmış, 2022 yılında ‘Centre of Excellence’ belgesi almıştır. Mesleki kuruluş üyelikleri arasında Cardiovascular and Interventional Radiology of Europe (CIRSE), European Society in Oncology (ESIO), European Society of Oncologic Imaging (ESOI), Türk Girişimsel Radyoloji Derneği (TGRD) yer almaktadır. Ulusal ve uluslararası kongre ve sempozyumlarda hem katılımcı ve hem de davetli konuşmacı olarak yer alan Dr.Metin Çevener’in 20’den fazla ulusal ve uluslararası bilimsel makalesi ve 300’den fazla atıfı bulunmaktadır. Dr. Metin Çevener daha önce Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinde, Memorial Hastaneler Grubunda ve Varisson Görüntüleme Merkezinde çalışmış olup mesleki görevine Medicana International İstanbul Hastanesinde devam etmektedir. Google Scholar LinkedIn Instagram X Facebook




