Yazar: Dr. Metin Çevener – Girişimsel Radyoloji Uzmanı

İğne biyopsileri arasında olan kemik biyopsileri girişimsel radyologların sık olarak gerçekleştirdiği biyopsilerden biridir. Kemik biyopsileri geleneksel olarak ortopedi hekimlerince uygulanagelmiştir. Ancak tıpta son 20 yılda yeni bir branş olarak girişimsel radyoloji branşı doğmuş ve gelişmiştir. Bu nedenle günümüzde kemik biyopsilerini artan sıklıkla girişimsel radyologlar yapmaktadır.
Bu yazımızda ameliyatsız olarak gerçekleştirilen standart iğne biyopsisinden bahsedeceğiz. Ancak biyopsiler hakkında genel bilgilendirme için buraya tıklayarak biyopsi nedir isimli yazımızı okuyabilirsiniz.
Kemikten biyopsi yapmayı gerektiren durumlar
Kemikten biyopsi yapmamız gereken durumları iki ana gruba ayırabiliriz.
Metastaz Şüphesi
En sık karşılaştığımız durum kemikte başka bir kanser odağından sıçrama şüphesi olmasıdır. Bu durumu aydınlatmak için şüphelenilen alana ince bir iğne ile girerek buradan küçük bir parça alırız. Bu parçanın incelenmesi ile kemikte sıçrama olup olmadığı netleşecektir.
Kemiğin kendi hastalıklarını netleştirmek
Kemikten parça almamızı gerektiren durumlardan biri de kemiğin kendine has hastalıklarıdır. Çocuk hastalarda osteosarkom veya ewing sarkomu, yetişkinlerde multiple myleom hastalığı gibi nedeniyle biyopsilere başvururuz. Gençlerde ise osteoid osteoma hastalığında kemik biyopsisi yapmak gerekebilir.
Not: Kemik iliği biyopsisi denilen işlem de bir nevi kemik biyopsi işlemidir. Teknik prensipleri kemik biyopsileri ile hemen hemen aynıdır. Burada anlatılan konunun büyük bir kısmı teknik olarak kemik iliği biyopsisi için de geçerlidir.

Kemik biyopsi işleminde ağrı olur mu?
Kemik dokusu ağrıya hassas bir dokudur. Bu nedenle biyopsi işleminde hekimler hastanın ağrı duymasını engellemelidir. Kemik biyopsisinde ağrı olmaması için iki tür anestezi şekli mevcuttur.
Lokal anestezi ile kemik biyopsisi
Girişimsel radyolojide kullandığımız standart anestezi şekli lokal anestezidir. Lokal anestezi, öncelikle kemik dokusunun üzerindeki kaslar ve yumuşak dokuları uyuşturur. Sonrasında kemiğin en dış kısmındaki periost tabakası uyuşarak hastanın işlemde hiçbir ağrı duymaması sağlanır.
Kemik biyopsilerinde lokal anestezi teknik bilgi kadar, deneyim ve el becerisi de gerektiren bir uygulamadır. Emin ellerde genellikle sıfır ağrı ile işlem tamamlanır.
Genel veya bölgesel anestezi ile kemik biyopsisi
Aslında girişimsel radyolojide sık kullandığımız bir anestezi yöntemi değildir. Ancak özel ve gerekli durumlarda kemik biyopsisi yapmayı planladığımız bölgenin bütününü uyuşturmak gerekebilir. Veya biyopsi gerginliğini kaldıramayacak hastalar (panik atak vs) veya çocuk hastalarda genel anestezi uygulaması gerekebilir.
Doğru teknikle hangi anestezi şekli uygulanırsa uygulansın hastalar biyopsi işlemi veya sonrasında ağrı duymayacaktır. Anestezi konusu ile ilgili daha fazla bilgi için buraya tıklayarak detaylı okuma yapabilirsiniz.
Kemik biyopsisi aşamaları nelerdir?
Kemik biyopsisinde hazırlık, parça alınması ve takip olmak üzere 3 aşamadan bahsedilebilir.
Biyopsiye hazırlık
Kemik biyopsisi işlemi bir iğne biyopsisi olduğundan parça alma işleminden önce uzun açlık gerekmez. Çoğu zaman 2 saat açlık yeterlidir. Ancak hastaya özel durumlar varsa açlık süresi uzayabilir.
Kemik biyopsilerinde hastalara aynı gün veya işlemden kısa süre önce kan testleri yapılmaktadır. Bu testler kişinin kanama-pıhtılaşma profilini ölçer ve işlemde istenmeyen kanamaların önüne geçmek için işleme yön verir. Kanam pıhtılaşma testleri genellikle 1-2 saat içerisinde hızlı sonuçlanır. Bu testlerin normal sınırlarda çıkmaması durumunda biyopsi ertelenerek öncelikle bu testlerin normal sınırlara dönmesi beklenmelidir.
Kan sulandırıcılar biyopsi işleminde kanama riskini arttıran ilaçlardır. Bu nedenle kan sulandırıcıları belirli bir süre önceden klinik gözetim altında kesmek gerekir. Hangi ilaçların ne kadar süre ile alınmaması gerektiği bellidir. Kişiye özel durumlar göz önünde bulundurularak hekim kontrolünde kesilirler.
Biyopsi işlemi
Kemikten yaptığımız iğne biyopsileri çoğunlukla lokal anestezi altında yaptığımız, tamamen ağrısız olarak gerçekleştirdiğimiz biyopsilerdendir. Tüm biyopsiler gibi kemik biyopsisi de görüntüleme eşliğinde yapılır. Görüntüleme yöntemi olarak genellikle kemiği en iyi gösteren tomografi tetkiki kullanılmaktadır. Bu nedenle işlem tomografi odasında gerçekleştirilmektedir. İşlemin tomografi eşliğinde olması biyopsi başarısını arttırır, yanlış alandan parça almanın önüne geçer.
Kemik biyopsisi özel biyopsi iğneleri ile gerçekleştiğinden dolayı ciltten sadece küçük bir iğne deliğinden giriş yapılmaktadır. Bu durum işlem sonrasında ciltte iz kalmasını önler, işlemden sonra pansuman gerekliliği yoktur. Herhangi bir dikiş olmadığı için biyopsi sonrası işlem yerine su deyebilir, banyo yapılabilir.
Biyopsi işleminde alınan parçalar formaldehit solüsyonuna konarak patoloji laboratuarına gönderilmektedir. Kemik dokusu sert bir doku olduğundan alınan doku patoloji bölümünde eritme işlemi uygulandıktan sonra incelenmektedir. Ancak bazen alınan kemik dokusu yumuşak kıvamda bulunabilmektedir. Bu durumda alınan doku mikroskop camlarına yayılarak da patolojiye gönderilebilmektedir.
Biyopsi sonrası takip
Kemik biyopsisi sonrasında hastalar ortalama 2-3 saat kadar gözetim altında tutulmalıdır. Uygun teknikle yapılan biyopsilerde işlem sonrasında kanama ihtimali düşüktür. Ancak yine de işlem sonrası gözlem süresinde biyopsi bölgesinin kanama veya ağrı açısından kontrol edilmesi gerekir. Genellikle işlem sırasında kullandığımız lokal anestezinin etkisinin işlemden sonra da devam etmesi nedeniyle işlem yerinde ağrı olmaz. Ancak takipte ağrı gelişmesi durumunda basit ağrı kesiciler kullanılabilmektedir.
Kemik biyopsisi, özellikle ağırlık taşıyan alanlardan gerçekleştiğinde bu bölgeye bir süre yüklenmemek önem arz eder. Örneğin ayak, bacak veya kalça kemikleri gibi vb gibi. Belirli bir süre ağırlık kaldırmamak, merdiven çıkmamak veya spor yapmamak önerilebilir.
İşlem lokal anestezi ile gerçekleştiği için biyopsiden sonra yemek yenmesinde veya su alımında sakınca yoktur. Biyopsi işlemi ciltten iğne deliğinden gerçekleştiği için işlemden sonra banyo yapılmasında ciddi bir sakınca yoktur. İşlem yerinde kesi veya dikiş olmayacağı için pansuman veya yara bakımı gerekmez. Herhangi bir antibiyotik kullanımına gerek yoktur.
Diğer biyopsiler ile ilgili detaylı bilgi için buraya tıklayarak ana sayfamıza göz atabilirsiniz.
Son güncelleme tarihi:

Dr. Metin Çevener, MD, EDIR, girişimsel radyoloji alanında özellikle girişimsel tedavilere odaklanan Türkiye’nin önde gelen girişimsel radyoloji uzmanlarından biridir. 2009 yılından beri girişimsel radyoloji alanında faaliyet gösteren Dr. Metin Çevener, günlük pratik uygulamalarını 2015 yılından beri girişimsel onkoloji alanına yoğunlaştırmıştır. Ayrıca tiroid nodüllerinin girişimsel tedavileri, miyom hastalarında embolizasyon yöntemi, varis hastalığının girişimsel tedavileri, periferik arter hastalıkları ve ağrı konusu ile de ilgilenmektedir. 2005 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olmuş, 2012 yılında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde Radyoloji ihtisasını tamamlamıştır. 2009 yılından beri girişimsel radyoloji ile ilgilenen Dr. Metin Çevener 2019 yılında European Diploma in Radiology diplomasını almaya hak kazanmış, 2022 yılında ‘Centre of Excellence’ belgesi almıştır. Mesleki kuruluş üyelikleri arasında Cardiovascular and Interventional Radiology of Europe (CIRSE), European Society in Oncology (ESIO), European Society of Oncologic Imaging (ESOI), Türk Girişimsel Radyoloji Derneği (TGRD) yer almaktadır. Ulusal ve uluslararası kongre ve sempozyumlarda hem katılımcı ve hem de davetli konuşmacı olarak yer alan Dr.Metin Çevener’in 20’den fazla ulusal ve uluslararası bilimsel makalesi ve 300’den fazla atıfı bulunmaktadır. Dr. Metin Çevener daha önce Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinde, Memorial Hastaneler Grubunda ve Varisson Görüntüleme Merkezinde çalışmış olup mesleki görevine Medicana International İstanbul Hastanesinde devam etmektedir. Google Scholar LinkedIn Instagram X Facebook




