Yazar: Dr. Metin Çevener – Girişimsel Radyoloji Uzmanı
Akciğer kanseri dünya genelinde en sık görülen kanser türüdür. Erkek kanserlerinde birinci sırada yer alır. Kadın kanserlerinde ise meme kanserinden sonra gelerek ikinci sırada yer almaktadır.
Akciğer kanserinde, etkin bir tedavi için, hızlı tanı koymak ve tedaviye erken başlamak önem arz etmektedir. Bu nedenle akciğer iğne biyopsisi, akciğer kanserinin kesin tanısında en önemli araçlardan biri olmaya devam etmektedir.

Akciğer biyopsisi nedir, ne için yaparız?
Akciğer biyopsisi, daha önceki görüntülemelerinde akciğerinde kitlesel bir oluşum saptanan kişilerde tanı koymak veya tanıyı kesinleştirmek için akciğerden parça alınması işlemidir.
Tıpta bilinen bazı akciğer hastalıklarına tanı koymak için parça almak gerekmez. Örneğin zatüre hastalığı (pnömoni), bronşit hastalığı, KOAH hastalığı, astım hastalığı vb. gibi. Bu hastalıklarda çoğu zaman sadece görüntüleme ve solunum testleri yeterlidir. Ancak bazı durumlarda görüntüleme testleri yetersiz kalır ve akciğerden doku alınarak tanıyı netleştirmek gerekir. Parça alınması gereken durumları şöyle özetleyebiliriz;
1. Akciğerde görülen bazı hastalıklar ile akciğer kanseri ile karışabilmektedir. Bu durumda tanının netleşmesi için, yani kişide iyi huylu-kötü huylu hastalık ayrımını yapmak için biyopsi gerekecektir.
2. Akciğerde saptanan bir kitlenin, akciğerin kendi kanseri mi, yoksa başka bir yerden mi akciğere geldiği konusunda ayrım için parça almak
3. Genetik analiz yapmak: Bazen kişinin tanısı zaten bellidir. Ancak akciğerdeki kitleden tanı koymak için değil, genetik analiz yapılması için parça alınması gerekir.
4. Tiplendirme yapmak: Akciğer kanserinin bir kaç farklı alt tipi mevcuttur. Kişinin hangi tip akciğer kanseri olduğu tedaviyi planlamak için önemlidir. İşte biyopsinin bir amacı da kişideki akciğer kanserinin alt grubunu öğrenmektir.
5. Parça aldığımız tümörün agresiflik derecesini veya saldırganlığını değerlendirmek: Akciğer kanserinin biyolojik davranışı tedaviyi belirleyen unsurlardan biridir. Daha saldırgan tümörlerde uygulanan ilaçlar ile daha halim selim tümörlerde uygulanan ilaçlar farklıdır. Bu ayrımı yapacak ana unsur biyopsidir.
Akciğer biyopsisi kararı verme kritlerleri
Parça almada karar vermek için kişinin mutlaka daha önceden mevcut görüntüleme testleri bulunmalıdır. Biyopsi kararını vermede ana belirleyici hastanın daha önce yaptırdığı bu testlerde ortaya çıkan şüpheli görünümdür.
Günümüzde akciğer hastalıkları için sık kullanılan iki görüntüleme yöntemi akciğer grafisi (röntgeni) ve akciğer tomografisidir. Ancak akciğer hastalıklarında daha modern, çözünürlüğü daha yüksek ve daha net görüntü oluşturan görüntüleme yöntemi akciğer tomografisidir. Ayrıca akciğer röntgeninin, akciğerin her bölgesini detaylı olarak gösterememesi nedeniyle biyopsi kararını vermede güvenilirliği düşüktür.
Bu nedenle akciğer tomografisi altın standart yöntem olup biyopsi yapılması planlanan tüm hastalarda olmazsa olmaz metoddur. Akciğer tomografisinin, onkolojik görüntülemeye hakim bir radyolog tarafından yorumlanması biyopsi kararının verilip verilmemesi konusunda önem arz etmektedir.
PET/CT tetkiki de akciğer biyopsisi kararında kritik önemi olan tetkiklerden biridir. PET görüntülemesi biyopsi yapılıp yapılmama kararında önemli rol oynar. Ayrıca biyopsi gerekiyorsa, bu biyopside alınacak parçanın kitlenin neresinden alınması gerektiği konusunda da yardımcı olur. Çünkü akciğerde izlenen bir kitlenin iç yapısı kitlenin her yerinde birbiri ile benzer özelliklerde değildir. İşte burada kitlenin parça alınacak en şüpheli kısmını belirlemede PET/CT altın standarttır.
Görüntülemeler dışında, hastalığın bütüncül olarak da değerlendirmek gerekir. Bu nedenle biyopsi kararında kişinin klinik durumunu mutlaka göz önünde bulundurmak gerekir.
Akciğer biyopsisinin aşamaları
Akciğer biyopsisi, görüntüleme eşliğinde gerçekleştirilen ve lokal anestezi ile ağrısız olarak yapılabilen bir biyopsidir (Lokal anestezi ile ilgili detaylı yazımızı buraya tıklayarak okuyabilirsiniz). Görüntüleme olarak biyopside genellikle tomografi kullanılmalıdır. Çünkü tomografi daha yüksek çözünürlükte ve daha detaylı bilgi vermesi nedeniyle biyopsilere daha güvenli olarak kılavuzluk eder.
Biyopsi öncesi hazırlık
Biyopsi öncesinde kısa bir hazırlık süreci mevcuttur. Hem hekimin hem de hastanın dikkat etmesi gereken küçük detaylar işlemin başarısını etkileyecektir.
İşlem öncesinde hekim hastaları mutlaka biyopsi sırasında yaşanacaklar konusunda bilgilendirmelidir. Bu sadece hastanın işlem onayının alınması konusu değildir. İşlemin aşamalarını anlatmak hastanın rahatlamasını da sağlayacaktır. Bu durumda biyopsi süreci daha sakin, panik olmadan, rahat nefes alarak, ani hareket etmeden gerçekleşecektir. Bu koşullar hekime de yardımcı olarak uyumlu bir biyopsi geçirilmesini sağlar.
Sağlık ekibi biyopsi öncesinde mutlaka tüm hastalara kan sayımı ve PT-aPTT-INR gibi kan testleri yapmalıdır. Böylelikle kişinin kanamaya yatkınlık oluşturacak bir sorun olup olmadığı anlaşılabilmektedir. Bu testler bir çok laboratuarda 1-2 saatte sonuçlanan standart testlerdir. Genellikle işlem sabahı veya 1-2 gün öncesinden yapılabilmektedir. Ancak kemoterapi alan hastalarda bu testleri işlem sabahı yaptırmakta fayda vardır.
Hastaların kan sulandırıcı kullanıyor olmaları durumunda, işlemden önce bu kan sulandırıcıların hekim kontrolünde kesilmesi gerekmektedir. Kan sulandırıcı kesilmeden gerçekleştirilen işlemlerde komplikasyon ihtimali artabilmektedir. Hangi hastada, hangi kan sulandırıcıların, ne kadarlık süreyle kesilmesi gerektiği hekim tarafından belirlenmelidir. Hastaların kullandıkları kan sulandırıcı ilaçlarını kendi kendilerine kesmemeleri önemlidir. Kan sulandırıcıların rastgele kesilmesi, işleme kadar geçen sürede istenmeyen komplikasyonlara da sebep olabilmektedir.
Akciğer biyopsisinde lokal anestezi ile yapılacak girişimlerde hastanın geceden aç kalmasına lüzum yoktur. Ancak uyutularak yapılan biyopsiler için 8 saat açlık gerekir. Normalde akciğer biyopsileri lokal anestezi ile yapılır ancak biyopside kullanılacak anestezi yöntemi merkezden merkeze farklılık gösterebileceği için öncesinde bu konunun biyopsi yapan hekim ile görüşülmesi gerekir.
Bir çok hekim biyopsi işleminden önce hastanın eski görüntülemeleri incelemiş, planlamayı yapmış olmayı tercih eder. Ancak biyopsi senaryosunun son dakika değişebileceği de göz önünde bulundurarak planlanır. Bu nedenle hastanın yakın tarihli bir tomografisi yoksa, biyopsi öncesinde yeni bir tomografi gerekliliği doğabilir.
Biyopsi süreci
Akciğer biyopsisi işlemi bir tomografi çekimi ile başlar. Bu tomografi, biyopsi yapılacak alanın son değerlendirmesidir. Hastanın daha önceki tomografi görüntüleri ile karşılaştırma yapılarak biyopsi senaryosunda olabilecek olası değişiklikler ortaya konur.
Biyopsi işlemi tomografi odasında tomografi cihazı içerisindeyken gerçekleşir. Hastanın normal tomografi çekimlerinde tomografi masasında sırtüstü yatması istenir. Ancak tomografi eşliğinde yapılan biyopsi işlemlerinde durum farklıdır. Biyopside yatış pozisyonu duruma göre sırtüstü, yüzüstü veya yan yatma şeklinde olabilir. Hastanın bu yatış pozisyonunu biyopsi süresince koruması gerekmektedir. Bu nedenle rahat bir yatış pozisyonu ayarlanması önemlidir.
Hastanın işlemde hareketsiz yatması dışında, derin nefes alıp vermemesi, esnememesi, hapşırmaması ve öksürmemesi gerekmektedir. Bu nedenle gribal durumu nedeniyle bunu başaramayacak hastalar için biyopsiyi ertelemek gerekebilmektedir.
İşlem başlarken biyopsi yapılacak bölgenin cildi bir solüsyonla temizlenir. Sonrasında biyopsi yapılacak alana lokal anestezi uygulanarak cilt, cilt altı dokular ve akciğer zarı uyuşturulur. Bu aşama, biyopsi işlemin ağrısız olması için zaman harcanması gereken ve özen gösterilmesi gereken bir aşamadır. Lokal anestezi uygulanırken, hasta sadece lokal anestezi iğnesini kısa bir süreliğine hisseder. 45 saniye içerisinde lokal anestezi iğnesinin verdiği his de kaybolur ve bölge tamamen ağrıya duyarsız hale gelir.
Bir sonraki aşama ise, biyopsi iğnelerinin akciğerdeki kitleye yerleştirilmesi için tomografi kılavuzluğunun kullanılmasıdır. Bu aşamada hastaya bir taraftan tomografi çekilirken, bir taraftan da kitlenin bulunduğu alana biyopsi iğneleri yerleştirilir. Doğru alanda olunduğu, tomografi görüntülerinden netleştirildiği anda parça alınmaya başlanır. Tanıya yeterli olacak bir kaç adet parça alma işlemi sonrasında biyopsi sonlandırılır.
İşlem sonrasında hasta dinlenme odasında veya serviste takibe alınır.
Biyopsi sonrası takip
Biyopsi bitiminde hasta ortalama 2-3 saat kadar gözlem altında tutulur. Bu süre zarfında hasta hem olası komplikasyonlar açısından, hem de nabız, tansiyon, oksijen seviyesi, ağrı gelişimi ve solunum sıkıntısı açısından takip edilir.
Komplikasyonsuz bir biyopsi işleminden sonra ciddi bir ağrı veya solunum sıkıntısı beklenmez. İşlem yerinde hafif bir ağrı olabilir. Bu durum için basit ağrı kesiciler verilebilir. Sorunsuz gerçekleşen bir biyopsiden sonra gözlem süresi çoğu zaman ağrı kesici bile verilmeden tamamlanır. Ancak hastada biyopsi işleminden sonra artan bir ağrı veya solunum sıkıntısı olması uyarıcıdır. Bu durum biyopsi alanının kontrol edilmesini gerektirir.
Hastada herhangi bir şikayet olmasa bile, işlemden ortalama 2 saat kadar sonra hastalar taburcu edilmeden önce kontrol yapılır. Akciğer grafisi veya tomografi ile son kontroller yapılmadan hasta taburcu edilmemelidir. Bu son kontrolde hastanın biyopsi yerinde bir sorun olmadığı görülerek taburculuk gerçekleşir.
Akciğer biyopsisi işleminden sonra hastalara acil durumlar için irtibat numaraları verilmelidir. Şehir içinde oturan hastaların aynı gün eve gitmelerine izin verilebilir. Ancak aynı gün uçağa binecek, şehir veya ülke değiştirmesi gereken hastalarda dikkatli davranılır. Bu nedenle hastaların biyopsi günü uçağa binmelerine ve uzun seyahat yapmalarına kısıtlama getirilmektedir.
Akciğer biyopsisi yöntemleri nelerdir?
Akciğerden parça alınması işlemi için bir kaç teknik mevcuttur. Bu farklı tekniklerde farklı iğneler, farklı giriş yöntemleri, farklı hazırlık süreci, farklı takip süreçleri işler.
Biz bu internet sitemizde genel olarak girişimsel radyologlar tarafından uygulanan standart iğne biyopsilerinden bahsediyor olacağız. Akciğer biyopsisinde görüntüleme eşliğinde biyopside kullanılan yöntemlerle başlayalım
Standart Tru-cut Biyopsi (Core biyopsi)
Tomografi eşliğinde uygulanan standart bir akciğer biyopsi metodudur. Özel durumlarda ultrasonografi eşliğinde de uygulanabilmektedir. Bu yöntemde genellikle tam otomatik veya yarı otomatik biyopsi iğneleri kullanılarak parça alma işlemi tamamlanır. Alınan parçalar özel bir solüsyon içerisinde patoloji laboratuarına gönderilmektedir. Bu yöntem ile alınan biyopsi parçalarından tanı konulabilmekte, immünhistokimya çalışmaları (boyama) ve genetik analiz çalışmaları yapılabilmektedir. En önemli avantajı küçük bir iğne deliğinden girilerek bir çok analizi gerçekleştirecek kadar fazla miktarda parça alınabilmesidir.
İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi (İİAB)
Akciğer biyopsilerinde ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) bazı dezavantajları olmasına rağmen halen yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Ancak adından da anlaşılacağı gibi çok ince iğnelerin kullanılması nedeniyle bu yöntemde çok az miktarda hücre alınabilmektedir. İnce iğne biyopsisi bir doku alma işleminden ziyade, tümörün içerisinden hücre toplama işidir. Alınan hücreler özel camların üzerine yayılarak patolojiye gönderilmektedir. Bu hücreler incelenerek çoğu durumda hastanın kanser olup olmadığı yorumu yapılabilmektedir. Ancak bir doku alma işleminden ziyade, hücre toplama yöntemi olduğu için daha ileri testlerde (immünhistokimyasal incelemeler, genetik testler) yetersizlikler oluşabilmektedir. Biyopsi işlemine genellikle tomografi, bazı durumlarda ultrasonografi kılavuzluk eder.
Bronkoskopik Biyopsi (EBUS ile biyopsi)
Bu yöntem göğüs hastalıkları bölümünce gerçekleştirilmekte ve hasta uyutularak bronkoskopi eşliğinde yapılmaktadır. Dolayısı ile kitleden parça alınması görüntüleme kullanılarak değil, bronkoskopi kamerası kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Bu yöntem, ana soluk borusu ve bronşlara komşu kitlelerden parça almaya daha elverişlidir. Hasta sakinleştirildikten sonra bronskoskopi cihazı ağızdan ilerletilerek kitlenin olduğu yere ulaşır. Sonrasında bronkoskopi cihazının ucundan çıkan biyopsi aparatı ile tümörden hem ince iğne hem de kor biyopsi yöntemi ile parça alınabilmektedir.
Cerrahi yöntemlerle biyopsiler
Ameliyathanede gerçekleştirilen, hastalar genel anestezi ile uyutularak yapılan biyopsilerdir. Cerrahi yöntemler içerisinde de yine küçük kesilerden girilerek yapılan modern teknikler mevcuttur. Akciğer biyopsileri son yıllarda hastaya özel istisnai bazı durumlar dışında genellikle yerini iğne biyopsilerine bırakmıştır. Ancak diğer yöntemlerle tanı konulamayan hastalarda bu yönteme başvurulabilmektedir.
İğne biyopsisinin öne çıkan özellikleri nelerdir?
- İğne biyopsilerinde ciltten giren çok küçük iğneler kullanılabilmektedir.
- Genellikle lokal anestezi yeterlidir, hastanın uyutulması gerekmez
- İşlem görüntüleme kılavuzluğunda gerçekleşir
- İşlem sonrasında takip ve taburculuk süresi kısadır
- İz kalmaz, dikiş yoktur, pansuman gerekmez
Akciğer biyopsisinin riskleri nelerdir?
Akciğer biyopsilerinde karşılaştığımız kabaca 2 risk mevcuttur;
Bunlardan ilki kanama riskidir. Sonuçta her organda olduğu gibi akciğerlerde de küçük de olsa kan damarları mevcuttur. Dolayısı ile biyopsi sırasında bu damarların yaralanması ile kanama riski oluşabilmektedir. Ancak akciğerler, ana damarları saymazsak, neredeyse tamamı hava dolu organlardır. Deneyimli bir girişimsel radyoloğun ana damarlara denk gelme ihtimali çok zayıftır. Çünkü işlem girişimsel radyolojide tomografi eşliğinde dokular görüntülenerek yapılmaktadır. Buna rağmen hayatı tehlikeye atmayacak minör kanamalar görülebilmektedir. Akciğerlerde biyopsi işleminde kanama görülme ihtimali kabaca %5’in altındadır.
İkinci olası risk biyopsi yapılan akciğerde sönme riskidir. Akciğer sönmesi genel olarak hastaların kulaktan kulağa duyduğu ve korktuğu bir durumdur. Ancak akciğerlerde sönme olup olmayacağı bir çok faktöre bağlıdır. Ve kimde görüleceği ile ilgili önceden bir tahmin yürütülemez. Bununla birlikte, biyopsi işleminde akciğerde sönme riskini arttıran nedenleri biliyoruz. Bunların bazılarını sıralayacak olursak;
- Hastanın KOAH hastası olması
- Akciğerin normal dokusunun bozuk olması (akciğer kistleri, bülleri vs)
- Uzun yıllar sigara içmiş olmak
- İşlem sırasında hastanın hareket etmesi, öksürmesi, hapşırması vs.
- Kötü girişimsel teknik, hatalı planlamanın olumsuz etkisi, işlemin uzun sürmesi vs.
- Bilişsel durumu kötü hastalar, işlemde kooperasyon sağlanamayacak hastalar
Ancak her şeye rağmen tüm olumsuz koşullara rağmen sönme gelişmeyebileceği gibi, tüm olumlu koşullara rağmen sönme gelişen hastalar da mevcuttur. Burada önemli olan sönme olmaması için maksimum özenin sağlanması ve sönme olduğunda uygun müdehalenin yapılmasıdır. Literatürde belirtilen biyopsiye bağlı akciğerde sönme oranı ortalama %25’ler civarındadır. Ancak eski yayınlarda daha yüksek oranlar belirtilirken, tekniğin gelişmesi ile daha yeni yayınlarda bu oran çok daha düşük seviyelerdedir.
Riski azaltmak için alınan önlemler
Akciğer biyopsisinde kanama riskini azaltmak için alınacak önlemler mevcuttur. Bunların başında kan sulandırıcıların belirli bir süre kesilmesi gelir. Doğru girişimsel teknik kullanılması da çok önemlidir. İşlem öncesinde görüntüleme yapılarak giriş yerlerinin ve tekniğin belirlenmesi gerekir.
Akciğerlerde sönme riskini azaltmak için ise hekimin ve hastanın dikkat etmesi gereken şeyler mevcuttur. Hastanın işlemde nelere dikkat etmesi gerektiği mutlaka işlem öncesinde anlatılmalıdır. Girişimsel radyolog ise doğru anestezi tekniği kullanıp, giriş yerini doğru belirlemeli, akciğer içerisinde ilerleyeceği alanı doğru seçmeli, işlem sonrasında gerekirse sönme riskini düşüren ek önlemler almalıdır.
Buraya tıklayarak akciğerde sönme riskini azaltmak için girişimsel radyologların aldığı önlemler ile ilgili kısa yazımızı okuyabilirsiniz.
SIKÇA SORULAN SORULAR
Akciğer biyopsisi hazırlık süreci ile birlikte ortalama 1 saat sürer. Bu sürenin ilk 20 dakikası hasta hazırlığı ve pozisyon verme için geçer. Biyopsinin kendisi teknik zorluklara bağlı olarak değişmekle birlikte ortalama 20 dakika kadar sürer. Son 20 dakika ise hastanın işlem sonrası kontrolü içindir. Bu sürede hastanın biyopsi alanı tomografi ile kontrol edilir. Vital durum değerlendirmesi yapılarak işlem sonlandırılır.
Eğer görüntülemelerinizde bir kanser olasılığı mevcut veya kanser açısından şüphe yaratan ancak enfeksiyondan da net olarak ayırt edilemeyen bir durum varsa tanıda ve tedavide gecikme olmaması için biyopsi şarttır.
Akciğer biyopsisi genellikle sadece lokal anestezi yapılması sırasında kullanılan çok ince bir uyuşturucu iğnenin hissedilmesi dışında işlem boyunca ağrısızdır. İlk uyuşturma iğnesi çok ince bir dental iğnedir, bu nedenle hastalar genellikle ciddi bir ağrı hissetmezler.
Akciğer biyopsisinde işlemin normal seyretmesi halinde ağrı olmaz. Ancak uyuşturucunun teknik olarak iyi yapılamaması veya işlemde pnömotoraks vb gibi komplikasyonlar olması halinde kişi göğsünde basınç hissi veya göğüs ağrısı hissedebilir.
Akciğer biyopsisi tanı koymak için yapılan bir işlemdir. İşlem sırasında kitle içerisinden iğne ile küçük bir parça alınır. Bu parça alma işlemi akciğer kanserinin çevreye veya başka bir organa sıçramasına sebep olmaz. Literatürde akciğer biyosisi ile lokal yayılma ihmal edilebilir derecede düşüktür (%0,06 Referans-2) Günümüzde tıpta uygulanan hem iğne biyopsileri hem de açık cerrahi biyopsiler son derece güvenlidir. Hasta yayılma olacak endişesi ile biyopsiyi geciktirip zaman kaybetmemelidir.
Akciğer biyopsisinin uzun dönem işlem riski yoktur. Ancak işleme bağlı o anda görülebilecek olası komplikasyonlar mevcuttur. İşleme bağlı ağızdan kan gelme ihtimali %4,1 , ek bir işlem gerektiren akciğerde sönme ihtimali %6,9 olarak bildirilmiştir (Referans-1). Enfeksiyon ihtimali bir çok yayında bahsedilmeyecek kadar azdır, bu nedenle rutin antibiyotik kullanılmaz.
Çoğu başarılı girişimden sonra hasta aynı gün taburcu edilir. Akciğer biyopsisi hastanede kalmayı gerektiren bir biyopsi değildir. Genelde takip süresi sonunda hastalar son kontroller yapılarak taburcu edilirler. İşlem sonrası görülebilecek akciğerde sönme durumunda hastanede kalış süresi uzayabilmektedir.
Akciğer biyopsisi deneyim gerektiren bir biyopsidir. Bu nedenle başarı oranı işlem yapılan merkezin tecrübesine göre değişiklik gösterebilmektedir. Tanısal başarısı çok küçük tümörlerde bile > %90’dır. Hassasiyeti > %90, özgüllüğü > %99 olarak rapor edilmiştir (Referans-3)*
Akciğer biyopsisi tanı koyma amacıyla tek seferlik bir işlemdir. İşlemin çeşitli sebeplerle başarısız olması durumunda yeniden tekrarlanabilir. İşlem başarıyla tamamlanması ve alınan parçaların yeterli olmasına rağmen beklenilen tanıya ulaşılamamış ise veya klinik şüphe devam ediyorsa başka bir biyopsi yöntemine geçilebilir.
Akciğer biyopsisinde tüm dünyada standart olarak kullanılan minimal invazif biyopsi yöntemi iğne biyopsisidir (Transtorasik iğne biyopsisi). Ancak cerrahi veya endoskopik biyopsi yöntemleri de mevcuttur. Cerrahi yöntemlerin başında açık ameliyat ile parça alınması (Torakotomi) veya VATS (Video Yardımlı Torakoskopik Cerrahi) gelir. VATS yöntemi en sık uygulanan cerrahi yöntem olup tanısal başarı oranı %93-98, komplikasyon oranı %9,9 olarak bildirilmiştir. Açık ameliyat ile biyopsi ise kapalı yöntemlerle başarı sağlanamadığında gerçekleştirilir. Torakotomi ile tanı koyma başarısı %95-100 arasındadır, ancak açık bir ameliyat olduğundan komplikasyon ihtimali %15-20’lere çıkar. Endoskopik biyopsilerin başında ise EBUS kılavuzluğunda TBNA biyopsi gelmektedir. Bu yöntemde başarı oranı %62,5-71,6 arasındadır. Sönme ihtimal ise çok düşük olup %1’in altındadır. Ancak TBNA ile çok fazla miktarda parça alınamayabileceğinden immünhistokimya ve genetik analiz çalışmaları yetersiz kalabilmektedir.
Biyopsi sonuçlarının ne kadar sürede sonuçlanacağı alınan dokulardan çalışılacak testlere, patoloji bölümünün yoğunluğuna ve laboratuar çalışma hızına bağlıdır. Ancak Türkiye şartlarında normal bir yoğunlukta ortalama 1 hafta 10 gün içerisinde sonuçların çıkması beklenir. Bu süreyi uzatabilecek faktörler de mevcuttur. İmmünhistokimya çalışmaları veya genetik analizler (NGS) gibi moleküler çalışmalar patoloji sonuçlarının nihai şeklini alması için geçen süreyi uzatabilmektedir.
Hastanın işlem öncesinde bakılan kan sayımında kan pulcuklarında (trombosit sayımıda) ciddi bir düşme saptanmış ise veya kişinin kan testlerinde kanamaya ciddi bir yatkınlık mevcutsa biyopsi yapılmaz ve ertelenir. Kan tablosu düzeldikten sonraki bir zaman diliminde yeniden planlanır. Ayrıca kişide çok ciddi bir KOAH hastalığı durumunda veya tomografik incelemelerde akciğerlerde bül adı verilen hava keselerinin çok sayıda ve büyük olması halinde iğne biyopsisinden kaçınılabilir. Bilişsel durumu iyi olmayan hastalar, genel durumu kötü olan hastalar, hareketsiz kalamayacak durumda olanlar, panik atak hastaları, çocuk hastalar, ciddi öksürüğü olan hastalar iğne biyopsisine uygun değildir. Bu durumda diğer alternatif biyopsi yöntemleri gündeme gelir.
Günümüzde likit biyopsi sistemleri gelişim aşamasındadır. Bu yöntemde kişiden kan alınarak kan tahlili ile kanser araştırılır. Ancak genelde bu yöntem daha ileri evredeki hastalarda kanserin genetik yapısını ortaya koymaya yarar. Ayrıca balgam sitolojisi denilen bir yöntem ile kişinin balgamı incelenerek kanser tanısı konulmaya çalışılabilir. Ancak bu yöntem sadece hava yollarına yakın tümörlerde işe yarayabilir ve çoğu durumda yetersiz kalabilir.
Akciğer biyopsisi sırasında oluşabilen sönmelerde kişide basınç hissi, ağrı, nabız yükselmesi, oksijen satürasyonunda düşme gibi belirtiler verir. Çoğu sönme zaten işlem sırasında olur ve o anda fark edilir. Sönen akciğerin sönme yüzdesine göre herhangi bir müdehale yapılıp yapılmayacağına karar verilir. Kişide oksijen düşmesine sebep olmayan ve ağrı yapmayan hafif sönmelerde hiçbir şey yapılmaz. Hasta sadece takip edilir ve akciğer kendiliğinden açılır, Sönme yüzdesi yüksek ise veya ciddi rahatsızlık veriyor ise bu durumda akciğer zarları arasına bir ince tüp yerleştirilerek sönen akciğerin yeniden açılması sağlanır. Bu açılma süreci dakikalar içerisinde olabileceği gibi saatler de sürebilir. Bu nedenle akciğerlerinde sönme olan hastalar yatırılarak takip edilirler.
Akciğer biyopsisi gününde spor önerilmez, kişilere taburculuk sonrası ekseriyetle yatak istirahati önerilir. İşlemden sonraki birkaç gün de yine nefes nefese kalacak sportik aktivite ve egzersizlerden kaçınılmalıdır.
Biyopsi günü işlem sonrasında yapılan kontrollerde herhangi bir sönme yaşamayan hastalar araç ile seyahat edebilirler. Ancak uçak seyahati önerilmez.
Referanslar ve Kaynaklar
- Ahrar K. How I Do It: CT-guided Percutaneous Transthoracic Lung Biopsy. Radiology. 2025 Oct;317(1):e243593. doi: 10.1148/radiol.243593. PMID: 41055500.
- Tomiyama N, Yasuhara Y, Nakajima Y, et al. CT-guided needle biopsy of lung lesions: a survey of severe complication based on 9783 biopsies in Japan. Eur J Radiol 2006;59(1):60–64.
- Park S, Park SJ. Diagnostic approach for incidental pulmonary nodules. Korean J Intern Med. 2025 Sep;40(5):710-724. doi: 10.3904/kjim.2025.107. Epub 2025 Aug 26. PMID: 40859810; PMCID: PMC12425691.
- Rodrigues I, Estêvão Gomes R, Coutinho LM, Rego MT, Machado F, Morais A, Novais Bastos H. Diagnostic yield and safety of transbronchial lung cryobiopsy and surgical lung biopsy in interstitial lung diseases: a systematic review and meta-analysis. Eur Respir Rev. 2022 Oct 5;31(166):210280. doi: 10.1183/16000617.0280-2021. PMID: 36198419; PMCID: PMC9724793.
- Christopher J Blewett, W.Frederick Bennett, John D Miller, John D Urschel. Open lung biopsy as an outpatient procedure. The Annals of Thoracic Surgery, Volume 71, Issue 4, 2001, Pages 1113-1115
- Lim V, Chin RYZ, Kee A, Ng J, See KC. Diagnostic Yield and Safety of CP-EBUS-TBNA and RP-EBUS-TBLB under Moderate Sedation: A Single-Center Retrospective Audit. Diagnostics (Basel). 2022 Oct 24;12(11):2576. doi: 10.3390/diagnostics12112576. PMID: 36359420; PMCID: PMC9689176.
Diğer biyopsiler ile ilgili detaylı bilgi için buraya tıklayarak ana sayfamıza göz atabilirsiniz.
Son güncelleme tarihi:

Dr. Metin Çevener, MD, EDIR, girişimsel radyoloji alanında özellikle girişimsel tedavilere odaklanan Türkiye’nin önde gelen girişimsel radyoloji uzmanlarından biridir. 2009 yılından beri girişimsel radyoloji alanında faaliyet gösteren Dr. Metin Çevener, günlük pratik uygulamalarını 2015 yılından beri girişimsel onkoloji alanına yoğunlaştırmıştır. Ayrıca tiroid nodüllerinin girişimsel tedavileri, miyom hastalarında embolizasyon yöntemi, varis hastalığının girişimsel tedavileri, periferik arter hastalıkları ve ağrı konusu ile de ilgilenmektedir. 2005 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olmuş, 2012 yılında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde Radyoloji ihtisasını tamamlamıştır. 2009 yılından beri girişimsel radyoloji ile ilgilenen Dr. Metin Çevener 2019 yılında European Diploma in Radiology diplomasını almaya hak kazanmış, 2022 yılında ‘Centre of Excellence’ belgesi almıştır. Mesleki kuruluş üyelikleri arasında Cardiovascular and Interventional Radiology of Europe (CIRSE), European Society in Oncology (ESIO), European Society of Oncologic Imaging (ESOI), Türk Girişimsel Radyoloji Derneği (TGRD) yer almaktadır. Ulusal ve uluslararası kongre ve sempozyumlarda hem katılımcı ve hem de davetli konuşmacı olarak yer alan Dr.Metin Çevener’in 20’den fazla ulusal ve uluslararası bilimsel makalesi ve 300’den fazla atıfı bulunmaktadır. Dr. Metin Çevener daha önce Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinde, Memorial Hastaneler Grubunda ve Varisson Görüntüleme Merkezinde çalışmış olup mesleki görevine Medicana International İstanbul Hastanesinde devam etmektedir. Google Scholar LinkedIn Instagram X Facebook




