Tiroid biyopsisi, sık başvurulan, hızlı ve güvenli bir şekilde gerçekleştirilen bir biyopsi türüdür. Ancak tiroid biyopsisi ile ilgili bir çok püf nokta bulunduğunu biliyor muydunuz?

Hangi tiroid nodülü tehlikelidir?
Tiroid nodülü bulunan hastalarda hangi tip nodüllerden parça alınacağı, deneyimli radyologlar tarafından yapılan ultrasonografilerle belirlenmektedir. Bu nedenle biyopsi kararını vermede, iyi bir tiroid ultrasonografisi muayenesi şarttır.
Maalesef pratikte, riskli nodüllerden biyopsi yapılmadığını veya riski son derece düşük nodüllerdende parça alındığını görebiliyoruz. Bunun önüne geçilmesi, biyopsi işleminin standardize edilmesi amacıyla yayınlanan kılavuzlara göre biyopsi işlemine karar verilmelidir. (Amerikan Radyoloji Cemiyeti (ACR-TIRADS), Avrupa Tiroid Cemiyetinin (EU-TIRADS) veya Kore Tiroid Radyolojisi Cemiyetinin(K-TIRADS) kılavuzu gibi).
Biyopsi kararı verilebilmesi için, bu kılavuzların belirttiği noktaların ultrasonografi raporunda detaylandırılması şarttır. Ayrıca rapor sonucunda, biyopsi gerekip gerekmediğini gösteren özel bir skorlama sistemi eklenmelidir.

Hangi tiroid nodülünden parça alınması gerektiğini, hangi nodüllerin kanser şüphesi taşıdığını, hangi nodüllerin takip edilmesi gerektiğini anlattığımız daha detaylı öğrenmek için aşağıdaki videomuzu izleyebilirsiniz.
Tiroid biyopsisi nasıl yapılır?
Tiroid biyopsisi, ultrasonografi eşliğinde, lokal anestezi ile yapılan pratik ve kısa süren bir biyopsidir. Uygun teknikle yapılan bir uyuşturma sonrası hasta konforunun son derece iyi olduğu bir yöntemdir.
Tiroid biyopsilerinde, biyopsiye kılavuzluk etmesi için ultrasonografi kullanımı esastır. Tiroid biyopsisinde ultrason kullanımı ile tiroid nodülünün tam istenen, doğru yerinden parça alınması sağlanır. Ayrıca ultrason eşliğinde yapıldığında, kritik alanlarda yerleşimli nodüllere yapılan biyopsilerde, çevre dokuların zarar görmesinin ve uygunsuz alanlardan parça alınmasının önüne geçilmebilmektedir.
Tiroid biyopsisinin anestezi kullanılmadan yapıldığı klinik yaklaşımlar mevcuttur. Ancak hem hasta konforu, hemde ağrısız bir biyopsiyle daha fazla doku alınabilmesi adına lokal anestezi kullanılması önem arz eder. Ayrıca lokal anestezi, hastaların ağrı nedeniyle tedirgin olmasının, işlemde ağrı nedeniyle hastanın hareket etmesinin ve bazen de biyopsinin erken sonlandırılmasının da önüne geçer. Konforlu, ağrısız bir biyopsi, sadece hasta açısından değil, işlemi yapan hekimin de daha rahat çalışmasını ve daha fazla doku alabilmesini sağlayarak işlem başarısını etkiler.
Tiroid biyopsisi, 10-15 dakikada sonlanabilen pratik bir biyopsidir. Genelde ameliyathane ortamında değil, ultrasonografi odalarında gerçekleştirilmektedir. İşlem sonrasında hastalar hemen taburcu edilebilirler. İş gücü kaybına yol açmaz, işlemden sonra çalışması gereken hastalar işe dönebilirler.
Tiroid biyopsisi ile daha detaylı bilgi için aşağıdaki videomuzu izleyebilirsiniz.
Tiroid biyopsisine hazırlık
Tiroid biyopsisi özel bir hazırlık gerektirmeyen bir biyopsidir. Hasta özel bir durumu yoksa aç olması gerekmez, ancak özel durumlarda 1-2 saat açlık yeterlidir.
Kan sulandırıcı kullanan hastalar, işlem öncesinde kan sulandırıcıların kesilmesi konusunu işlemi yapan hekim ile görüşmelidir. Çoğu durumda biyopsiler ince iğnelerle yapıldığından dolayı kan sulandırıcıların kesilmeden biyopsi yapılması mümkün olabilmektedir. Ancak kullanılan biyopsi tekniği veya biyopsi iğnesine göre kan sulandırıcıların kesilmesi gereken durumlar olabilmektedir, bu konunun işlem öncesinde detaylı görüşülmesi gerekir.
Hastaların kan sulandırıcılar dışında kullandığı ilaçların işlem öncesinde kesilmesi gerekmez.
Altta yatan başka bir hastalığı olmayanlarda işlem öncesinde herhangi bir kan tahlili yapmaya gerek yoktur. Ancak kanama pıhtılaşma sorunu olan bireylerde işlem öncesinde kan sayımı ve kanama-pıhtılaşma testi yapmak gerekebilmektedir. Ayrıca ince iğne tekniği dışında diğer tekniklerle işlem olacak hastalarda biyopsi öncesi kan tahlili yapılabilmektedir.
Tiroid biyopsi tekniği
Tiroid biyopsisi standart olarak ‘ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB)’ tekniği ile gerçekleştirilmektedir. Bu yöntemin özellikleri şunlardır;
- Çok ince iğnelerle gerçekleştirilmektedir
- Biyopsi işlemi hasta sırtüstü yatar pozisyonda iken yapılmaktadır.
- İşleme başlamadan önce boyun bölgesi bir sterilizasyon solüsyonu ile temizlenmektedir.
- Lokal anestezi yapılarak kişinin ağrı duyması engellenmektedir
- Özel bir durum olmadıkça işlem sırasında yutkunma sorun oluşturmaz
- Çok ince iğneler kullanıldığı için komplikasyon ihtimali son derece düşüktür
- Nodül içerisinden ince iğneler ile hücreler toplanır
- Alınan hücreler mikroskop camları üzerine yayılarak patolojiye gönderilmektedir
- işlem yeri çok küçük bir yara bandı ile kapatılmaktadır.
Biyopsilerde kullanılan ince iğne aspirasyon biyopsisi ile kalın iğne biyopsisi arasındaki temel farkları buradan okuyabilirisiniz.
Biyopsi sonrası dikkat edilecekler
Tiroid biyopsisi işleminden sonra yemek yemek ve su içmek serbesttir. İşlem ince iğnelerle gerçekleştirildiğinden işlem yerine su değmesinde sakınca yoktur, banyo yapılabilmektedir. Bazen işlemden birkaç saat sonra görülebilen hafif sızılar için basit ağrı kesiciler kullanılabilmektedir. (Örneğin; parasetamol içeren ağrı kesiciler vb gibi). Biyopsi sonrasında antibiyotik kullanımına gerek yoktur.
Ancak biyopsi günü, biyopsi sonrasında özellikle boyun hareketlerini gerektiren sporların yapılmamasında fayda vardır. Boyun bölgesini ilgilendirmeyen spor ve egzersizler yapmakta ise sakınca yoktur.
Biyopsi sonrasında işlem yapılan yerde, ciltte hafif renk değişikliği görülebilmektedir. Bu tamamen normal olup birkaç gün içerisinde kendiliğinden kaybolur. Herhangi bir krem veya ilaç gerekmez.
İnce iğne biyopsilerinde komplikasyon ihtimali son derece düşüktür (Genellikle risk %1’in altında). Kanama veya enfeksiyon ihtimali zayıftır. İşlem sonrası normal kabul edilen hafif sızılar dışında ciddi bir ağrı olması da kanama ihtimalini akla getirir. Bu durumda yeniden bir ultrason ile kontrol yapılması faydalı olacaktır.
Biyopsi sonucu nasıl değerlendirilir?
Tiroid biyopsisi sırasında alınan hücreler, bir mikroskop camı üzerine yayılarak patoloji bölümüne gönderilmektedir. Burada, teknisyenler tarafından teknik bir işlemden geçirilen dokular veya hücreler daha sonra patoloji doktorları tarafından mikroskop ile incelenmektedir.
Yapılan incelemeler sonucunda alınan dokuların kanser olup olmadığı veya kanser şüphesi taşıyıp taşımadığı bir rapor halinde sunulur. Bu raporların, her hekim tarafından basitçe anlaşılabilecek şekilde standardize edilmesi amacıyla BETHESDA adı verilen bir skorlama sistemi kullanılmaktadır.
BETHESDA raporlama sisteminde, tiroid hücrelerinde mikroskop ile saptanan değişiklikler, patoloji raporunun son kısmında 1 ile 6 arasında değişen bir skor ile belirtilmektedir. Bethesda 1 ve 2 iyi huylu değişiklikleri, Bethesda 3 dikkat edilmesi veya takipte kalınması gereken bir durumu, Bethesda 4-5-6 ise kanser olasılığını gösteren skorlardır. Skorun 4’den 6’ya doğru artması, o kişinin kanser olma ihtimalinin de artması anlamına gelmektedir.
Tüm tıbbi tanı ve tedavi süreçlerinde olduğu gibi biyopsilerde veya patoloji alanında da çok düşük de olsa yanılma payı mevcuttur. Bu nedenle nadiren de olsa biyopsi tekrarı gereken durumlarla karşılaşılabilmektedir.
Biyopsi sonuçlarının nasıl değerlendirildiği hakkında daha detaylı bilgi için aşağıdaki videomuzu izleyebilirsiniz.
Diğer biyopsiler ile ilgili detaylı bilgi için buraya tıklayarak ana sayfamıza göz atabilirsiniz.
Yayınlanma tarihi: 16.04.2026




