Konuyla ilgili daha detaylı bilgi için; www.girisimselonkoloji.com sitemizi ziyaret ederek daha detaylı bilgi alabilirsiniz.
Bu tedavilerin ortak özellikleri ciltte kesi yapılmadan küçük bir delikten girilerek gerçekleştirilen operasyonlardır (cerrahide kullanılan laparoskopik yöntemler veya robotik cerrahiler vb gibi.). Büyük oranda lokal anestezi ile uygulanırlar, gereğinde sedasyon anestezisi gibi diğer anesteziler eklenebilir. Bu tedavilerde ablasyon iğneleri ve kateterler kullanılır.
Girişimsel Radyolojide Kullanılan Ameliyatsız Yöntemler
Girişimsel radyolojide, özellikle girişimsel onkoloji alanında görüntüleme eşliğinde gerçekleştirilen ameliyatsız tedaviler mevcuttur. Bunların bir kısmı kanser hastaları için geliştirilmiş iken bir kısmı da iyi huylu tümörler içindir.
Girişimsel radyolojide gerçekleştirilen bu yöntemler iki ana gruba ayrılmaktadır.
Ablasyon Tedavileri
Ablasyon tedavileri, diğer adıyla doku yakma veya dondurma yöntemleri, kanserli dokuyu veya iyi huylu tümörleri çok yüksek ısılarda veya çok düşük sıcaklıklarda tahrip ederek öldüren bir tedavi yöntemidir.
Bu yöntemte, aynı biyopside kullanılan iğnelere benzer şekilde üretilmiş ablasyon iğneleri kullanılır. Ablasyon iğneleri, lokal anestezi veya sedasyon anestezisi kullanılarak, ultrason veya tomografi eşliğinde anlık takip edilerek tümör içerisine yerleştirilirler. Sonrasında iğne ucundan çıkan enerji çeşitli enerjiler ile tümörler yakılarak veya dondurularak yok edilirler.
Nadir kullanılan bir ablasyon metodu da elektroporasyon yöntemidir. Bu yöntemde ısı kullanılmaz. Tümörlü alana yüksek voltajlı elektrik enerjisi verilerek tümör hücrelerinin zarlarında delik açılır, bu sayede hücrelerin ölmesi amaçlanır. Sık kullanım alanı prostat ve pankreas kanserleridir.
Tüm ablasyon metodlarının ortak özellikleri şunlardır;
- Küçük iğne deliklerinden girilerek gerçekleştirilirler
- İz bırakmazlar, kesi veya dikiş bulunmaz
- Narkozsuz uygulanır, lokal anestezi veya sedasyon anestezisi ile gerçekleştirilir.
- Görüntüleme eşliğinde uygulanır (ultrasonografi veya tomografi odasında)
- Nokta atışı bir tedavidir, çevre dokuya saygılıdır
- Yan etki ihtimalleri düşüktür
- Hızlı bir yöntemdir, hastalar genellikle aynı gün içerisinde taburcu olurlar
- Yüksek etkilidirler
- Küçük tümörlerde başarısı daha yüksektir
Birden çok ablasyon metodu mevcut olup çeşitleri kısaca şunlardır;
Kriyoablasyon
Kriyoablasyon, tümör hücrelerini sıfırın altında -140, -150 santigrad dereceye kadar soğutarak tümör hücrelerini soğuk hasar ile öldüren yeni nesil bir ablasyon yöntemidir.
Yok edilmesi amaçlanan tümör hücreleri bu kadar düşük sıcaklıklara dayanamayarak hücre şişmesi ve hücre zarının yırtılması ile geri dönüşümsüz olarak ölürler.
Tümörleri yakarak değil dondurarak öldürmesi nedeniyle metodun kendine has bazı avantajları mevcuttur.
Meme, prostat, pankreas, böbrek, akciğer, tiroid, yumuşak doku, rahim ve karaciğer gibi birçok organ tümöründe kullanım yeri mevcuttur.
Kriyoablasyon tedavisi ile ilgili detaylı videomuzu izleyerek daha fazla bilgi alabilirsiniz. Veya daha detaylı bilgi için www.kriyoablasyontedavisi.com sitesini ziyaret edebilirsiniz.
Mikrodalga Ablasyon
Evimizdeki mikrodalga fırınlara benzer bir teknik ile çalışan mikrodalga ablasyon yöntemi, günümüzde artık birçok kanser türünde ve hatta iyi huylu tümörlerde de kullanılan bir ablasyon metodu haline gelmiştir.
Kriyoablasyonun aksine tümör hücrelerini dondurarak değil yakarak öldürmektedir. Ablate edilmek istenen dokuyu veya tümörü 90-100 C derece gibi yüksek sıcaklıklara kadar ısıtarak tümör hücrelerinin yanmasını sağlar.
Böbrek, tiroid, akciğer, karaciğer, kemik, meme gibi organlar bu tedavinin sık olarak yapıldığı organlardır.
Mikrodalga ablasyon ile daha detaylı bilgi için aşağıdaki videomuzu izleyebilirsiniz
Radyofrekans Ablasyon Tedavisi (RF Ablasyon)
Radyofrekans ablasyon tedavisi, geçmişi çok eskiye dayanan ve uzun yıllardır tıpta kullanılan bir tedavi metodudur. Bu yöntem de yine aynı mikrodalga ablasyon tedavisinde olduğu gibi tümör hücreleri yakılarak tedavi edilirler.
Bu metod dokuları 90-100 derece gibi yüksek sıcaklık derecelerine kadar çıkartarak tümör hücrelerini yakarak öldürmektedir. Mikrodalga ablasyon tedavisine göre daha yavaş bir yakma sağlar.
Böbrek, kemik, karaciğer, tiroid, akciğer, meme, yumuşak doku vb gibi organlar sık kullanım alanı olan organlardır.
Tüm ablasyon metodlarında olduğu gibi RF ablasyon tedavisi de görüntüleme eşliğinde ciltten küçük iğne deliklerinden girilerek uygulanan noktaatışı bir yöntemdir.
Radyofrekans tedavisi ile ilgili daha detaylı bilgi için videomuzu izleyebilirsiniz
Geridönüşümsüz Elektroporasyon (IRE, NanoKnife)
Geridönüşümsüz elektroporasyon (IRE) tedavisi, tümör dokusunu kafes içerisine alarak ve bu alana yüksek voltajlı elektrik akımı vererek kanser hücrelerini öldüren bir tedavi metodudur.
Bu yöntem özellikle prostat ve pankreas kanserlerinde ön plana çıkan bir tedavi metodudur. Ana özelliği damarları ve sinirleri saran kanserli dokuları tahrip etmek için kullanılan bir yöntem olarak ortaya çıkmasıdır. Ancak bu durum dışında da kanser ablasyonlarında günümüzde tüm dünyada kullanılan bir yöntemdir.
Bu yöntem ile ilgili daha detaylı bilgi için aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz.
Anjiografik Tedaviler
Anjiyografik tedaviler, aynı kalp anjiyosu yapılır gibi anjiyografi odasında gerçekleştirilen, kasıktan damara girilerek damar içerisinden uygulanan nokta atışı tedavilerdir.
Kanser hastalarında anjiyografik tedaviler genellikle karaciğer metastazları (sıçramaları) için uygulanmaktadır. Karaciğerdeki sıçramaların sayıca çok olması veya metastazların boyut olarak büyük olmaları durumunda anjiografik yöntemlere başvurulur.
Anjiografik tedavileri kabaca 5 gruba ayırabiliriz;
Kemosaturasyon Tedavisi
Kemosaturasyon tedavisi, karaciğerde sıçrama yapmış kanserlerde, özellikle göz melanomlarında (uveal melanomlarda), karaciğerdeki tümör hücrelerine çok yüksek konsantrasyonda melfalan ilacı verilerek tümör hücrelerinin öldürülmesini hedefleyen bir tedavi yöntemidir.
Bu yöntemde, verilen ilaç özel kateterler ve balonlar sayesinde karaciğere hapsedilir ve tümör hücreleri ile ilacın buluşması sağlanır. Bu esnada ilacın başka dokulara gitmemesi için kaçak kontrolleri yapılır. Tüm ilacın karaciğerdeki tümörlere verildiğinden emin olunduktan sonra, verilen ilacın tamamı bir filtre yardımıyla yeniden vücuttan uzaklaştırılır. Böylelikle vücutta ilacın yapacağı yan etkilerden kaçınılmış olur.
Kemosaturasyon tedavisi ile ilgili aşağıdaki detaylı videomuzu izleyebilirsiniz.
Li-ox Tedavisi
Li-ox tedavisi (Liox tedavisi), karaciğere sıçrama yapmış kanserlerde, sıçrama odaklarının çok fazla sayıda ve yaygın olması durumunda kullanılan bir tedavi metodudur. Bu yöntem prototip olarak öncelikle kolon kanserinin karaciğer metastazları için geliştirilmiş bir yöntemdir. Ancak karaciğere metastaz yapan diğer kanserlerde de kullanılabilir.
Bu yöntemde, onkoloji tarafından belirlenen kemoterapi ilacı direk olarak karaciğer içerisine verilir. Ancak kemoterapinin verilmesi esnasında karaciğere diğer organlardan kan getiren kan damarlarındaki kan akışı kesilerek karaciğere sadece ilacın gitmesi sağlanır. Böylelikle ilacın daha yüksek konsantrasyonda verilmesi sağlanmış olur. Ayrıca ilacın verildiği esnada karaciğerin çıkış damarları da pasif yolla kapatılarak ilacın daha uzun süre karaciğerde kalması sağlanır.
Li-ox tedavisinde uygulanan ilaç normal kemoterapi protokollerine göre çok daha sık aralıklarla tekrarlanabilmektedir.
Li-ox tedavisi ile ilgili detaylı bilgi için aşağıdaki videomuzu izleyebilirsiniz.
HAIC (Hepatik İnfüzyon Tedavisi)
Hepatik arter infüzyon kemoterapisi, aslında çok uzun yıllar önce uygulanan bir yöntem iken son yıllarda yeniden popülerlik kazanmaya başlamıştır. Karaciğere sıçrama yapan kanserlerdeki bu sıçrama odaklarını tedavi etmeyi amaçlar.
Bu yöntemin hedefi, kemoterapi ilacının vücuda dağılmadan direk olarak karaciğer içerisine verebilmektir. Kol damarlarından alınan klasik kemoterapilerde verilen ilaç tüm vücuda yayılırken, bu yöntemde tüm ilaç başka organlara gitmeden direk olarak karaciğere verilir ve verilen ilacın kan dolaşımında seyrelmeden yoğun bir şekilde karaciğere ulaşmış olur.
Kemoembolizasyon (TAKE, TACE)
Kemoembolizasyon tedavisinde karaciğer içerisindeki kitlelere kasık atardamarlarından anjioyografi yoluyla ulaşılarak tedavi uygulanır. Burada tedavinin iki ana hedefi mevcuttur. Birincisi karaciğerdeki kitle içerisine yüksek doz kemoterapi verilmesi, ikincisi ise bu kitleleri besleyen küçük mikrodamarların tıkanarak tümörün beslenmesinin engellenmesidir.
Kemoembolizasyon tedavisi hepatoselüler kanserlerde (HCC) veya karaciğer metastazlarında uygulanır. Tamamen karaciğere yönelik bir tedavidir. Karaciğer dışındaki diğer vücut dokularındaki tümörlere etki etmez.
Kemoembolizasyon ile ilgili detaylı bilgi için aşağıdaki videomuzu izleyebilirsiniz.
Radyoembolizasyon (TARE, Y90, Mikroküre tedavisi)
Radyoembolizasyon tedavisi, karaciğer kanserlerinde (HCC veya Kolanjioselüler kanser) veya karaciğere sıçrama yapan tümörlerde kullanılan bir tedavi metodudur. Bu yöntem iki aşamalı (test aşaması ve tedavi aşaması) olan anjiografik bir tedavi yöntemidir.
Radyoembolizasyon tedavisinde ana amaç, karaciğer içerisinde bulunan kanser odaklarına yüksek doz radyoaktif madde verebilmektir. Ittrium-90 (Y90) denilen bu radyoaktif madde tümör içerisine verildiğinde burada ortalama 64 gün kalarak tümörü içerden ışınlar ve tümör hücrelerinin ölmesini sağlar.
Radyoembolizasyon tedavisi hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki videomuzu izleyebilirsiniz.

Yayınlanma: 09.08.2025 Güncellenme: 09.04.2026




