
- Meme Biyopsisi Kimlere ve Neden Yapılır?
- Meme Biyopsisi Nasıl Yapılır?
- Meme Biyopsisi Yöntemleri Nelerdir?
- Biyopsi Sonrası Neler Yapılmalıdır?
Meme kanseri, kadınlara özel kanserler sıralandığında ilk sırada gelen kanser türüdür. Dünyada her yıl 2 milyondan fazla kişi meme kanserine yakalanmaktadır. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de meme kanseri sıklığında artış mevcuttur. Ayrıca genç yaşta meme kanserine yakalanma oranı da yükselmektedir.
Bu artışın sebeplerinden biri de, modern görüntüleme yöntemleriyle meme kanserinin artık daha kolay saptanabilmesidir. Günümüzde görüntüleme tetkiki sayılarında artış, memede biyopsi gerektiren durumların da artışına sebep olmaktadır.
Meme Biyopsisi Kimlere ve Neden Yapılır?
Kadınlarda, memede herhangi bir hastalıktan şüphelenilmesi durumunda kesin tanı koymak için biyopsi yapılması gerekmektedir.
Meme Biyopsisi Kimlere Yapılır?
Meme biyopsisi, daha önceden ultrasonografi, mamografi veya meme emarı (MR) yapılan kişilerde, bu tetkiklerde bir şüphe saptanması durumunda gerçekleştirilen memeden parça alınması işlemidir.
Memeden yapılan biyopsi işlemi için bir yaş sınırlaması yoktur, her yaşta yapılabilir. Ancak biyopsi gerekliliği daha önceden yapılan görüntülemeler ile netleşmiş olmalıdır.
Sadece kadınlara değil erkeklere de meme biyopsisi yapılabilir. Kadınlara göre çok daha nadir olsa da erkeklerde de meme kanseri görülebilir.
Meme Biyopsisi Neden Yapılır?
Meme biyopsisi bir kaç nedenle yapılabilmektedir;
- Yukarıda da belirtildiği gibi memede tespit edilen kitlenin kötü huylu olup olmadığını anlamak
- Biyopsi sonucunun kötü huylu çıkması halinde, bu kitlenin saldırgan veya yayılımcı bir kitle olup olmadığını anlamak: Genellikle bunu anlamak için, parça alındıktan sonra patoloji sonucunda yazan Ki-67 değerine bakıyoruz. Ki-67 değerinin yüksek olması, daha saldırgan bir tümör ile karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir. Bu değerinin ne anlama geldiğini öğrenmek için buraya tıklayarak Ki-67 ile ilgili detaylı videomuzu izleyebilirsiniz.
- Kadınlık hormonlarının risk oluşturup oluşturmadığını saptamak: Kadınlarda meme kanseri oluşumunda çoğu zaman ana tetikleyici, östrojen ve progesteron gibi kadınlık hormonlarıdır. Bir kişide meme kanserine yol açan faktörün östrojen veya progesteron olup olmadığını bilmek, tedavi şeklini belirlemek için çok önemlidir. Bu nedenle, memeden alınan dokudaki hücrelerden (kandan değil !), kişinin hormonal etkilenmesi ölçülür ve bu durum patoloji raporunda yazılır. Bu hücresel hormonal etkilenme durumu sadece biyopsi ile alınan dokulardan çalışılabilmektedir. Meme kanserinde hormonların etkisi ile ilgili detaylı açıklama videomuzu izleyebilirsiniz. 1.Video: Meme kanserinde kimlere hormon veriliyor, ER, PR, Her2, Ki 67 değerleri 2.Video: Meme Kanserinde Koruyucu Hormon Kullanımı
- Meme kanserinin alt tipinin belirlenmesi: Unutmayalım ki, tek bir meme kanseri yoktur, meme kanserinin bir çok alt tipi mevcuttur. Her meme kanseri aynı değildir. Kişinin hangi tip meme kanseri olduğu, tedavi şeklinin belirlenmesinde çok önemlidir. Bu nedenle biyopsi yapılmasının en önemli sebeplerinden biri de kanser alt grubunun belirlenmesidir. Meme kanserinin alt tipleri ile ilgili detaylı bilgi için, buraya tıklayarak videomuzu izleyebilirsiniz.
- Memeden parça alınmasının nedenlerinden biri de genetik analiz yapabilmektir. Günümüzde meme kanserinin tedavisinde geliştirilen yeni nesil ilaçların tedavide kullanılıp kullanılmayacağını belirlemek için, memeden alınan tümör dokusundan genetik analiz yapılması gerekmektedir. NGS (Yeni nesil genetik dizileme) adı verilen bu analiz, biyopsi sırasında alınan tümör hücreleri incelenerek gerçekleştirilir.
Biyopsi Gerekliliği için Raporumda Ne Yazmalı?
Standart görüntüleme raporlarında, genellikle raporlarının sonuç kısmında, o rapordaki bulguların ne anlama geldiğini anlatan ve bir sonraki adımda ne yapılması gerektiğini belirten bir skorlama ibaresi yer alır.
BIRADS skorlama sistemi denilen bu sistem kişinin meme kanseri olma ihtimalini tahmin etmemizi sağlar. Kişinin BIRADS skoru 0 ile 6 arasında değişebilmektedir. Ultrasonografi, mamografi veya MR raporlarının sonuç kısmında bu ibarenin, BIRADS-4 veya BIRADS-5 olarak belirtilmesi, o kişinin meme biyopsisi olması gerektiği anlamına gelir.
Meme görüntüleme raporlarının nasıl değerlendirildiği ve BIRADS skorlama sistemi ile ilgili detaylı videomuzu buraya tıklayarak izleyebilirsiniz.
Meme Biyopsisi Nasıl Yapılır?
Günümüzde meme biyopsileri artık standart olarak iğne biyopsisi şeklinde yapılmaktadır. İstisnai özel durumlar dışında, ameliyat ile açık biyopsiler artık yerini iğne biyopsisine bırakmıştır.
Biyopsi hazırlığı
Meme biyopsisi işleminin özel bir hazırlığı yoktur. Hastanın geceden aç olması gerekmez, son 1-2 saatlik açlık çoğu zaman yeterli olur. Biyopsi öncesinde detaylı bir kan tahlili gerekmemektedir. Kan sulandırıcı kullanan hastaların, bu ilaçları başlayan hekimle görüşerek kesmesi gerekebilir. Ancak çoğu durumda, kanama riski düşük hastalarda kan sulandırıcılar kesilmeden de iğne biyopsisi yapılabilir.
Meme biyopsi işlemi
Meme biyopsisi doğru yerden parça almak için görüntüleme eşliğinde gerçekleştirilir. Meme biyopsisi sırasında görüntülemede genellikle standart olarak ultrasonografi kullanılır. Ancak çok çok küçük, henüz kanserleşmemiş veya yeni kanserleşmeye başlayan memedeki kireçlenme alanlarına yapılan biyopsilerde görüntülemede istisnai olarak mamografi de kullanılabilmektedir. Özel durumlarda bazen memedeki kitle kendini gizleyerek, ne ultrasonografide ne de mamografide görülemeyebilir. Bu gibi durumlarda ise meme MR’ı eşliğinde biyopsi yapılır. Ancak istisnai durumlar genel olarak biyopsilerin büyük bir kısmı ultrasonografi eşliğinde yapılır.
Meme biyopsilerinin nasıl yapıldığı ile ilgili aşağıdaki detaylı videomuzu izleyebilirsiniz.
Memede iğne biyopsisi, küçük bir iğne deliğinden girilerek yapılır. Bu koldan kan verme işlemine benzer bir işlemdir. Memenin uyuşturulmasında ve parça alınmasında çok ince iğneler kullanılır. Bu nedenle işlem alanına dikiş atılmaz ve iz kalmaz. Dikiş kullanılmadığı için işlemden sonraki günlerde pansuman da gerekmez.
İğne biyopsileri usulüne uygun yapıldığında son derece konforlu ve ağrısız bir işlemdir. İşlem sırasında lokal anestezi uygulanarak meme uyuşturulur. Usulüne uygun teknik ile yapılan lokal anesteziler ile biyopsi, hasta hiçbir ağrı duymadan gerçekleştirilir. Uyuşturucunun etkisi çabuk başlar ve yaklaşık 2 saat kadar sürer. Bu süre meme biyopsisini tamamlamak için yeterlidir. Çünkü meme biyopsileri çoğu zaman yaklaşık 15 dk içerisinde tamamlanır.
Meme biyopsisinde memenin usulüne uygun olarak uyuşturulması ve meme biyopsisinin ağrısız olarak yapılabilmesi ile ilgili aşağıdaki videomuzu izleyebilirsiniz.
Günümüzde meme biyopsisinde standart olarak kullanılan kor biyopsi metodu, diğer adıyla tru-cut biyopsi, kitleden yeterli miktarda doku alınmasını sağlar. Genelde 3-4 küçük parça alınması tanı konulmasında yeterlidir. Alınan küçük doku parçaları minik patoloji kaplarında özel bir solüsyon ile patoloji laboratuarına gönderilir. Bu solüsyon içerisinde doku uzun süre bozulmadan bekleyebilir.
Meme Biyopsisi Yöntemleri Nelerdir?
Meme biyopsileri günümüzde standart olarak görüntüleme eşliğinde iğne biyopsileri şeklinde yapılmaktadır. Ancak birçok iğne biyopsi tekniği mevcuttur. Biyopsi sırasında kullanılan tekniğe göre biyopsi isimleri değişkenlik göstermektedir. Sık gerçekleştirilen meme biyopsi yöntemleri şunlardır;
Tru-cut biyopsi (Kor biyopsi) yöntemi
İğne biyopsilerinde standart yöntemdir. Tanı konulması aşamasında son derece yeterli bir yöntemdir. Ağrısız olarak lokal anestezi ile gerçekleştirilir. İz bırakmaz. Memeden yeterli miktarda doku alınmasını sağlar. Alınan parçalardan; tanı konulabilir, hastalığın alt tiplendirmesi yapılabilir, hastalığın agresiflik seviyesi değerlendirilebilir, tümörün hormonal hassasiyeti değerlendirilebilir, genetik analiz yapılabilir. Kısa bir işlemdir, 15 dk içerisinde tamamlanır. İz bırakmaz, işlem sonrasında eve ve çalışma hayatına dönüş kısadır, işlem sonunda hastalar hemen taburcu edilebilir.
Vakum biyopsi yöntemi
Tanı koyma ve ileri testlerin yapılabilmesi için aynı tru-cut biyopsisi gibi bir çok faydaları mevcuttur. Ek olarak vakum biyopsisi, tru-cut biyopsiye göre çok daha fazla miktarda doku alabilir. Bu bazı özel durumlarda bir avantaj sağlayabilir. Özellikle;
- Memedeki kitlenin çeperlerinin belli olmadığı durumda
- Ultrasonda net olarak görülmeyen ancak mamografide farkedilen alanlarda
- Memede saptanan mikro kireçlenme alanlarında
vakum biyopsisi kullanılabilir.
Vakum biyopsi yöntemi genelde isimlendirme itibariyle kulağa hoş gelmemektedir. Ancak bu isimlendirme hastaları korkutmamalıdır. Bu yöntem de aynı tru-cut biyopsi yöntemi gibi bir iğne biyopsisi olup iğne deliğinden gerçekleştirilir. Sadece biyopsi sırasında kullanılan cihaz farklıdır ancak biyopsi mantığı benzerdir. Uygun lokal anestezi tekniği ile ağrısız olarak günübirlik olarak gerçekleştirilir.
Biyopsi Sonrası Neler Yapılmalıdır?
Meme biyopsileri sonrasında hayatı tehlikeye atacak bir komplikasyon ihtimali yoktur. Genellikle meme biyopsileri sonrasında konfor oldukça iyidir. Kişi direk olarak ayağa kalkarak giyinebilir ve taburcu olabilir. Çalışması gereken kişiler aynı gün işe dönebilir.
İşlem sonrasında lokal anestezinin etkisi 1-2 saat kadar devam eder, bu süre zarfında herhangi bir ağrı olmaz. Sonrasında memede bazen hafif bir sızlama hissi olabilir. Çoğu zaman bu sızlama ağrı kesici bile kullanılmayacak derecede düşüktür. Ancak isteyen hastalar basit ağrı kesici tabletler kullanabilir.
İşlemden sonra genellikle 1 gün işlem yerine su değmemesi istenir. Hastalar isterlerse bu bir günlük süreçte su geçirmez bant kullanarak banyo yapabilirler. Ancak biyopsi günü hamam, sauna, denize girme gibi aktiviteler önerilmez. 1 gün sonra her türlü aktiviteye dönülebilir. Biyopsiden sonraki 1 hafta boyunca ise biyopsi bölgesine banyo sırasında kese yapılmamalıdır.
İşlemden bir kaç gün sonra biyopsi yerinde sararma veya hafif morluk şeklinde ve avuç içi büyüklüğünde bir renk değişikliği oluşabilir. Kan sulandırıcı kullanan hastalarda renk değişikliği daha büyük bir alanda olabilir. Ciltte görülen bu renk değişiklikleri normal olup herhangi bir krem veya antibiyotik kullanmaya gerek duyulmaz. Çoğu durumda 1 hafta içerisinde renk değişikliği normale döner.
Biyopsi yerinde enfeksiyon ihtimali son derece düşüktür, bu nedenle biyopsiden sonra rutin olarak antibiyotik kullanılması önerilmez.




