Yazar: Dr. Metin Çevener – Girişimsel Radyoloji Uzmanı
Tükrük bezi biyopsisi, tükrük bezlerinden hücreler toplanması veya küçük bir doku parçası alınması işlemine verilen isimdir. Bu işlem genellikle tükrük bezleri içerisindeki anormallikleri saptayarak tükrük bezi hastalıklarının tanısı koymamızı sağlamaktadır.

Tükrük bezleri nerededir?
Tükrük salgısının büyük bir kısmını oluşturan 4 adet majör büyük tükrük bezi bulunmaktadır. Bunlardan ikisi sağ ve solda simetrik olarak kulak kepçesinin ön alt kısmında yerleşimli parotis bezleridir. Diğer iki bez ise yine simetrik olarak sağ ve solda çene altında yerleşimli olup submandibular bezler olarak isimlendirilirler. Ayrıca bunlar dışında ağız içerisinde dudakların iç kısmında, dil çevresinde ve ağız boşluğunda yaygın olarak yerleşimli yüzlerce sayıda milimetrik boyutlu minör tükrük bezleri mevcuttur.
Girişimsel radyolojide uygulanan iğne biyopsileri, genellikle majör tükrük bezleri içerisinde saptanmış olan kitlelerin tanısını koymak için yapılan kapsamaktadır. Ultrason kılavuzluğunda yapılan iğne biyopsilerinde %97 hassasiyet ve %94 doğruluk ile tanı konulabilmektedir. Bunun dışında örneğin Sjögren hastalığı gibi hastalıkların teşhisinde yapılan minör tükrük bezi biyopsileri de mevcut olup genellikle cerrahi branşlar tarafından uygulanmaktadır.

Biyopsi hazırlığı
Tükrük bezlerinden yapılacak ameliyatsız iğne biyopsilerinde özel bir hazırlık gerekmez. Ancak bazı merkezlerde işlemden önce 1-2 saat açlık aranabilmektedir. Kan sulandırıcı kullanan hastaların ilaçlarını klinik gözetim altında uygun bir süre boyunca kesmek gerekebilmektedir. Ancak ilaçların kesilmesinin tehlikeli olabileceği durumlar göz önünde bulundurulmalıdır. Hangi ilacın kaç gün süreyle kesileceği veya yerine başka bir ilacın başlanıp başlanmayacağı öncesinde hekim görüşmesiyle netleştirilmelidir. Ayrıca kişide biyopside kanamaya meyil yaratan bir durum varsa bu durum işlem öncesinde basit kan tahlilleriyle ortaya konmalıdır.
Biyopsi nasıl yapılmaktadır?
Tükrük bezlerinden yapılan iğne biyopsileri steril şartlarda ultrason kılavuzluğunda yapılan biyopsilerdir. Lokal anestezi ile 5-10 dakikada işlem tamamlanabilmektedir.
İşlem öncesinde giriş yeri tekniğine uygun olarak lokal anestezi ile uyuşturulur. Bu nedenle hasta işlem sırasında herhangi bir ağrı hissetmez. İşlemden sonra da lokal anestezinin etkisi devam eder, bu nedenle işlem sonrasında da ciddi bir ağrı beklenmez.
Girişimsel radyolojide neredeyse tüm biyopsilerde olduğu gibi bu biyopsi işleminde de görüntülemede ultrason kullanılır. İşlemin ultrason altında yapılması sadece doğru yerden parça alınmasını sağlamakla kalmaz ayrıca olası komplikasyonların önüne geçilmesine de yardımcı olur.
Tükrük bezlerinden biyopsi yapılırken biyopsi iğneleri kullanılır. Girişimsel radyolojide kullanılan biyopsi iğneleri 2 ana gruba ayrılır. Bunlar ince iğneler ve trucut biyopsi iğneleridir.
İnce iğneler
Parça alınmak istenen dokularda hücre toplanmasını sağlayan çok ince iğnelerdir. Bu biyopsi iğneleri doku elde etmek yerine tümörlü alandan çok sayıda hücre elde edilmesini sağlar. Alınan hücreler incelenmek üzere camlar üzerine yayılarak patoloji bölümüne gönderilir. Bu yöntemde çok fazla miktarda hücre alınabilmekle birlikte, doku alınamayacağı için parçalar üzerinde detaylı ileri düzey incelemeler yapılamayabilir. Ancak çoğu durumda kitlelerin iyi huylu olup olmadığını anlamak ve tanı koymak için yeterlidir. En büyük avantajı işlemin kısa ve basit bir işlem olmasıdır. Komplikasyon riski son derece düşüktür.
Trucut (kor biyopsi) iğneleri
Trucut veya kor biyopsi iğneleri kalın iğne biyopsileri olarak da isimlendirilirler. Ancak iğnenin kalın olması kişinin işlemde rahatsızlık duyacağı veya ağrı hissedileceği anlamına gelmez. Bu biyopside de yine lokal anestezi rutin olarak kullanılmaktadır.
Trucut (kor) biyopsi iğneleri ince iğneler gibi dokudan hücre toplamak için değil direk olarak dokunun kendisinden parça almak için kullanılırlar. Bu nedenle ince iğne biyopsilerine göre çok daha fazla numune elde edilebilmektedir. Böylelikle alınan dokulardan detaylı testler ve ileri patolojik incelemeler yapılabilmektedir.
İğne biyopsi çeşitleri için buraya tıklayarak daha fazla bilgi alabilirsiniz.

Riskleri nelerdir?
Tükrük bezlerinden yapılacak biyopsilerde olası riskler iki gruba ayrılabilir.
Minör riskler: Tükrük bezi biyopsilerinde genelde geçici olan ağrı, şişlik, kızarıklık, ödem, enfeksiyon veya kanama gibi riskler minör risk grubundadır. Antibiyotik kullanımı, basit ağrı kesiciler veya soğuk uygulanması vb gibi uygulamalarla kontrol altına alınırlar.
Majör riskler; Kulak önünde yer alan parotis bezleri yüz siniri ile yakın komşuluk içerisindedir. Bu nedenle en büyük tükrük bezi olan parotis bezine yapılan biyopsilerde, geçici yüz felci ve enflamasyon gibi riskler majör riskler arasındadır. Parotis bezleri içerisinde yer alan kitlelerin iğne biyopsilerinde ultrason kullanımı komplikasyon yüz siniri (Fasial sinir) yaralanması ihtimalini azaltacaktır.
Biyopsi sonrası takip
Biyopsi sonrası hastalar hemen ayağa kalkabilir, 15-20 dk içerisinde taburcu olabilirler. İşlemden sonra antibiyotik kullanımı rutin değildir, ancak özel durumlarda tercih edilebilir. Yapılan lokal anestezinin etkisi 1-2 saat devam edecektir. Ancak sonrasında hafif sızlama veya ağrı hisseden hastalara basit ağrı kesiciler verilebilir.
SIKÇA SORULAN SORULAR
Tükrük bezi biyopsisi lokal anestezi ile tamamen ağrısız bir şekilde gerçekleştirilebilen bir biyopsi türüdür. Hasta sadece işleme başlarken yapılan uyuşturucu iğneyi hisseder. Uyuşturucu iğnenin etkisi saniyeler içerisinde başlar ve 2 dakika içerisinde tam uyuşma gerçekleşir.
Tükrük bezi biyopsisi tehlikeli bir işlem değildir. Girişimsel radyologlar tarafından ultrason kılavuzluğunda yapılan tükrük bezi biyopsileri minimal invazif (doku travması çok düşük) işlemler arasındadır.
Biyopsi işlemi sonrası minör komplikasyon oranları %13,8 dir (Referans-1). 890 hasta üzerinde yapılan bir çalışmada tru-cut biyopsi yapılan olguların %7,2 sinde antibiyotik ile gerileyen lokal enfeksiyon, %5’inde hematom saptanmıştır. Sadece 2 hastada geçici yüz felci izlenmiş olup hiçbir hastada kalıcı yüz felci izlenmemiştir (Referans-1).
Tükrük bezi biyopsileri tükrük bezlerinde gelişen şişliklerin, tümörlerin tanısını koymak, iyi huylu veya kötü huylu büyümelerin ayırt edilmesini sağlamak için yapılmaktadır. Ayrıca ağız kuruluğu veya göz kuruluğu yapan otoimmün hastalıkların (Sjögren sendromu gibi) tanısını koymak için de yapılabilmektedir.
Tükrük bezi biyopsileri genellikle lokal anestezi altında yapılmaktadır. Tekniğine uygun yapılan bir lokal anestezi ile işlem tamamıyla ağrısız olarak gerçekleştirilebilmektedir. Ancak hastaya özel durumlar dahilinde lokal anesteziye ek olarak sedasyon anestezisi de uygulanabilir.
Biyopsi sonuçlarının ne kadar sürede sonuçlanacağı alınan dokulardan çalışılacak testlere, patoloji bölümünün yoğunluğuna ve laboratuar çalışma hızına bağlıdır. Ancak ideal şartlarda ve normal bir yoğunlukta ortalama 1 hafta 10 gün içerisinde sonuçların çıkması beklenir. Bu süreyi uzatabilecek faktörler de mevcuttur. İmmünhistokimya çalışmalarının veya genetik analizler (NGS) gibi moleküler çalışmaların da yapılması istenmesi durumunda ek süre gerkebilmekte ve patoloji sonuçlarının nihai şeklini alması için geçen süre uzayabilmektedir.
Referanslar
- 1. Jering M, Mayer M, Thölken R et all. Diagnostic Accuracy and Post-Procedural Complications Associated with Ultrasound-Guided Core Needle Biopsy in the Preoperative Evaluation of Parotid Tumors. PMID: 34919166; PMCID: PMC9424419.
Son güncelleme tarihi:
Dr. Metin Çevener, MD, EDIR, girişimsel radyoloji alanında özellikle girişimsel tedavilere odaklanan Türkiye’nin önde gelen girişimsel radyoloji uzmanlarından biridir. 2009 yılından beri girişimsel radyoloji alanında faaliyet gösteren Dr. Metin Çevener, günlük pratik uygulamalarını 2015 yılından beri girişimsel onkoloji alanına yoğunlaştırmıştır. Ayrıca tiroid nodüllerinin girişimsel tedavileri, miyom hastalarında embolizasyon yöntemi, varis hastalığının girişimsel tedavileri, periferik arter hastalıkları ve ağrı konusu ile de ilgilenmektedir. 2005 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olmuş, 2012 yılında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde Radyoloji ihtisasını tamamlamıştır. 2009 yılından beri girişimsel radyoloji ile ilgilenen Dr. Metin Çevener 2019 yılında European Diploma in Radiology diplomasını almaya hak kazanmış, 2022 yılında ‘Centre of Excellence’ belgesi almıştır. Mesleki kuruluş üyelikleri arasında Cardiovascular and Interventional Radiology of Europe (CIRSE), European Society in Oncology (ESIO), European Society of Oncologic Imaging (ESOI), Türk Girişimsel Radyoloji Derneği (TGRD) yer almaktadır. Ulusal ve uluslararası kongre ve sempozyumlarda hem katılımcı ve hem de davetli konuşmacı olarak yer alan Dr.Metin Çevener’in 20’den fazla ulusal ve uluslararası bilimsel makalesi ve 300’den fazla atıfı bulunmaktadır. Dr. Metin Çevener daha önce Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinde, Memorial Hastaneler Grubunda ve Varisson Görüntüleme Merkezinde çalışmış olup mesleki görevine Medicana International İstanbul Hastanesinde devam etmektedir. Google Scholar LinkedIn Instagram X Facebook




